15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni Gerçekleştirildi

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp

Hatay Valiliği tarafından düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”, Vali Rahmi Doğan, Göç İdaresi Genel Müdürü Dr. Savaş Ünlü, ilimiz protokol üyeleri, şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve vatandaşlarımızın katılımı ile gerçekleştirildi.

15 Temmuz 2021 Perşembe günü saat 20.00’de Şanlı direnişin 5. Yılı’nda Atatürk Anıtı Alanı’nda Hatay Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımının gösterisiyle başlayan program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti.

Program, Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz’ın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Buluşması’nda konuşmasıyla sürdü.

Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz konuşmasında, “Çok kıymetli hemşerilerim, bugün 15 Temmuz hain darbe girişiminin 5. Yılı, o gece karanlık bir geceydi, ancak her yönüyle de milletimizin şahlanışıydı. Öyle bir örgüt düşünün ki devletin imkanlarıyla okumuş, devletten her türlü desteği almış asker, polis, hâkim, doktor, öğretmen olmuş, ancak aklını ABD’de ki bir meczuba kiraya vermiş adeta bir akıl tutulması yaşayarak, kendi halkına bomba atacak kadar alçalmıştır. O gece mezhep, meşrep, etnik yapı gözetmeksizin her kesim Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradenin etrafında, kenetlendiği ve dışardan desteklenen hain darbe teşebbüsünün haberini bekleyen zalimlerin heveslerinin kursaklarında bırakıldığı bir geceyi hep birlikte yaşadık. 15 Temmuz’u iyi anlamak, iyi anlatmak ve gelecek nesillere de aktarmak zorunda olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.” dedi.

Hatay Valisi Rahmi Doğan konuşmasında, “Kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler, şehitlerimizin kıymetli yakınları ve kıymetli gazilerimiz hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Bir 15 Temmuz akşamında yine yollardayız, sokaklardayız ve meydanlardayız, o gece vatan için, millet için ve devlet için gözünü kırpmadan şehadet şerbetini içen tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum, gazilerimize sağlık, sıhhat, huzur ve mutluluklar diliyorum. Unutmadık, unutmayacağız, ‘hafızayı beşer nisyan ile maluldür’ atalar, ecdad çok güzel söylemiş, insan aklı unutkan, unutuyoruz. Bugün 5. senesi ama unutmayacağız, ihaneti, o gece bu milletin tanklarıyla, toplarıyla, uçaklarıyla üzerimize gelenleri, Özel Harekat Daire Başkanlığını gözlerini kırpmadan bombalayanları, o gece bu milletin meclisini bombalayanları unutmayacağız. Bu ihaneti asla unutmamız lazım, çocuklarımıza, evlatlarımıza her zaman hatırlatmamız lazım. O gece gözünü kırpmadan şehadete yürüyen yiğitlerin cesaretlerini, o gece tankların, topların önüne çıkan gencecik bedenleri, evlatlarını kaybeden anneleri, babaları da unutmamak lazım.

Bu millet çok ihanetler gördü, bin yıldır bu topraklarda yaşıyoruz, çok çetin mücadelelere girdik, çetin savaşlar gördük, 1071 de Malazgirt’te başlayan mücadele, 1453 de İstanbul’un fethi, İstanbul surlarındayız, 1521 de Mohaç Ovası’ndayız, 1915 de Çanakkale’deyiz. 1915 de ‘Çanakkale Geçilmez’ diyen ecdadın torunları 15 Temmuz gecesi ‘Türkiye Geçilmez’ dedi. Türkiye’nin geçilmezliğini bir kez daha haykırdık, içerdeki hainlere, dışardaki işbirlikçilerine haykırdık. Herkes bunun farkına vardı, neyin farkına vardı; Bu milletin ferasetinin yüksekliğinin farkına vardı. Bu milletin ferasetinin yüksekliğinden gerçekten korkunuz, bu millet o ihaneti fark ettiği an din, mezhep, siyasi görüş ayrımı yapmadan, bu milletin evlatlarının kanından oluşan Türk bayrağını alarak caddelere, sokaklara, meydanlara çıktılar ve bu hain darbe girişimini engellediler. O gece Sayın Cumhurbaşkanımız yapmış olduğu açıklamayla milletimizi caddelere, sokaklara ve meydanlara davet etti, hiç kimse bir an bile tereddüt etmeden tankların, topların önüne çıkıverdi. Buradan Türkiye Cumhuriyeti adına milletimize şükranlarımı sunuyorum.

15 Temmuz’u unutmamak lazım dedim fakat 15 Temmuz’a nasıl geldik orasına da iyi bakmak lazım. Dini bir kisveye bürünmüş ihanet şebekesi 40 yıl ilmek ilmek örerek devletin içerisinde paralel bir yapı oluşturmuş. 28 Şubat’ı da unutmamak gerekli, 28 Şubat Fetullahçı terör örgütünün önünü açan ciddi bir yapılanma ve organizasyondur. 28 Şubat’tan sonraki Fetullahçı terör örgütünün yapısına baktığımızda ekonomi, sosyal ve ticari olarak çok hızlı bir şekilde büyüdüklerini, devletin her kademesine sarmal gibi sarıldıklarını görmekteyiz. Bu ülkenin MİT Müsteşarını ifadeye çağırarak devleti terbiye etmeye kalkan, sonrasında hemen yanı başımızda Kırıkhan’da MİT tırlarını durdurarak ders vermeye, sonra 17-25 Aralık’ta bu devleti hizaya çekmeye çalışan bir yapı var. O kadar utanmaz ve arlanmaz ki bu milletin evlatlarına silah doğrultacak kadar alçaldılar ve 15 Temmuz’da bunu fiiliyata da döktüler. Bu milletin evlatlarını devşirerek, devletin hücrelerine girerek adeta bir kanser hücresi gibi bünyeyi sarmaya çalıştılar ama şükürler olsun ki yüce milletimiz buna müsaade etmedi, o gece yapılması gerekeni yaptı. O gece şehit olan, bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet, makamları ali olsun, gazilerime şükranlarımı ifade ediyorum, sağlık ve sıhhat diliyorum, o gece hiçbir şey düşünmeden, gözünü kırpmadan sokaklara, meydanlara çıkan yüce milletimize şükranlarımı sunuyorum. Bu meydanı dolduran Hataylı hemşerilerime, hanımefendilere, beyefendilere, gençlere, çocuklara herkese selam ve saygılarımı sunuyorum, geceniz mübarek olsun.” dedi.

Konuşmasının ardından, “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” münasebetiyle; Hatay Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce düzenlenen “Sancak Koşusu” sonrası sporcular tarafından Vali Doğan’a sancak teslim edildi.

Program, Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Buluşması’nda halka hitap etmesinin canlı bağlantı ile izlenmesiyle sürdü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, “Aziz milletim, sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün, devlet ve millet hayatımızın hem en alçak saldırısının, hem de en şanlı direnişlerinden birinin beşinci yıl dönümüdür. Sözlerime, o gece ‘Bedr’in aslanları kadar şanlı’ mücadeleleri sırasında bir gül bahçesine girer gibi toprağa düşen 251 şehidimize Allah’tan rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Her birinin hikâyesi ayrı bir destan olan şehitlerimiz, ‘gömelim gel seni tarihe’ desek sığmayacak kahramanlıklarıyla, bu millete kefen biçenlere hak ettikleri dersi vermişlerdir. Peygamberlikten sonraki en şerefli makama, Rabbimizin katında en yüksek mertebeye ulaşan şehitlerimize vefa borcumuzu, geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkarak ödemenin gayreti içindeyiz.

“Ülkemize ve Milletimize Yapılan İhaneti Asla Unutmayacağız”

Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, öğrencisi ve hocasıyla, işvereni ve işçisiyle, memuru ve esnafıyla, velhasıl her yaştan, her meslekten, her kesimden insanıyla… ‘Bu hayâsızca akına gövdelerini siper ederek’, sokakları ve meydanları doldurarak, gördükleri her yerde darbecilerin önlerini keserek, yeri geldiğinde önlerine katıp kovalayarak, anadan, yardan, evlattan, serden geçerek verdikleri mücadele sırasında gazilikle şereflenen kardeşlerimize de en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Hakk’a tapan milletimizin istiklal aşkı, hür yaşamış bayrağımızın nazlı dalgalanışı, yurdumuzun üzerinde ebediyen inleyecek ezanlarımızın sesi şahidimiz olsun ki; ülkemize ve milletimize yapılan ihaneti asla unutmayacağız. Bu alçaklığın hesabını yakaladığımız, tespit ettiğimiz tüm hainlerden sorduk, sormaya devam edeceğiz. Öteki dünyada da bu İblis yoldaşlarının yakasına yapışacak, ruzi mahşerde peşlerini bırakmayacağız.

Aziz milletim, 15 Temmuz 2016 Cuma günü akşam saatlerinde başlayıp ertesi gün milletimizin ayakları altında çiğnenerek sona eren bu darbe girişimi, tarihimizdeki yerini bir ibret vesikası olarak almıştır. Nesiller boyunca milletimizin her bir ferdi, bu eşi benzeri olmayan ihaneti hatırladıkça, istiklalimize ve istikbalimize daha sıkı sarılacaktır.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihi boyunca elbette pek çok darbeye, darbe girişimine, kalkışmaya, terör saldırısına maruz kalmıştır. Ama o gece yaşananlar bize, kendi devletine, kendi halkına, kendi insanına silah doğrultan, masumların kanını döken bu hainlerin nasıl dünyanın en sefil yaratıklarına dönüşebileceğini göstermiştir.

Esasen, milletleri millet yapan unsurlardan biri de, tarihlerindeki bu tür acıyla, canla, kanla yoğrulmuş zaferlerdir. Bin yıllık vatanımızın dikensiz gül bahçesi olmadığını, neredeyse her günümüzün mücadeleyle geçirdiğimizi biliyoruz. Dünyanın her ülkesinin ve toplumun gözdesi bir coğrafyayı bin yıldır vatan kılmanın ve vatan olarak tutmanın bedelini ödüyoruz. Yakın çevremizde son bir iki asırdır yaşananları gördüğümüzde, bu bedelin karşılığını birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, devletimizi, geleceğimizi kurtarmak olarak aldığımız bir gerçektir.

“Bizim Büyük Bir Medeniyet ve Tarih Mirasına Sahip Çıktığımızı Anlamıyorlar”

Geride bıraktığımız sekiz yılda farklı görünümler altında yaşadığımız saldırılar, vatanımıza sahip çıkma mücadelemizin sürüp gideceğine işaret ediyor. PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar envai kılıktaki terör örgütleri üzerinden tedavüle sürülen senaryoların amacı; ülkemize diz çöktürmek, milletimizi esir etmek, topraklarımızı yağmalamaktır. Türkiye’ye karşı, içinde bulunduğumuz her uluslararası platformda sergilenen çifte standart, aynı senaryonun bir diğer boyutudur.

Binlerce, on binlerce kilometre öteden terörle mücadele bahanesiyle gelip; gönül coğrafyamızı kana ve gözyaşına bulayanlar, milyonlarca insanın geleceklerini karartanlar, Türkiye’yi aynı akıbete ortak edememenin öfkesi içindedir. Kendi güvenlikleri ve konforları için ülkemizi kalkan olarak kullandıklarını sananlar, aslında bizim büyük bir medeniyet ve tarih mirasına sahip çıktığımızı anlamıyorlar, anlayamıyorlar. Bölgemizde barışı, huzuru, istikrarı, güvenliği sağlamak için gösterdiğimiz gayretler ve yaptığımız fedakârlıklar, esasen büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda giderek güçlenen uyanışın ayak sesleridir.

Gezi olaylarıyla sosyal çatlaklar oluşturmaya çalışanlar, aslında bünyemize birlik ve beraberlik aşısı yaptıklarını göremediler. Darbe girişimleriyle millet iradesini ortadan kaldırmak suretiyle devletimize el koymak isteyenler, binlerce yıllık geleneğin son halkasını daha da perçinlediklerini fark edemediler. Terör örgütlerini kullanarak topraklarımızı tehdit edenler, bu yaptıklarıyla aslında kardeşliğimizi pekiştirdiklerini anlayamadılar.

“Büyük ve Güçlü Türkiye’nin İnşasına Engel Olamayacaklar”

Doğudan batıya, kuzeyden güneye her istikamette, ülkemizi derin tarihî ve kültürel ilişkilere sahip olduğu coğrafyalardan koparmaya kalkanlar, çok daha sağlam gönül bağları kurmamıza vesile olduklarının farkına varamadılar. Bizim sadece ve sadece, tüm insanlık adına dile getirdiğimiz hak ve adalet taleplerini kendilerininki gibi siyasi riyakârlık olarak görenler, mazlumların sesi, soluğu, umudu hâline gelmemizin sırrını kavrayamadılar. Tıpkı 15 Temmuz gecesi milletimizin, nasıl olup da dünyanın en modern savaş araçlarını çıplak elleriyle durdurduğunu anlayamadıkları gibi, ülkemizin diğer hususlardaki duruşunun sebebini de çözemediler.

Hâlbuki biz sadece kendimiz için ne istiyorsak, tüm coğrafyamız için, tüm dostlarımız için, tüm insanlık için de aynısını istiyoruz. Bunu, başka niyetlerimizi gizlemek için değil, samimiyetle yaptığımız için de gittiğimiz her yerde hüsnü kabul görüyor, el üstünde tutuluyoruz. Dün Suriye’de bunu yaptık, Libya’da bunu yaptık, Karabağ’da bunu yaptık. Yarın da inşallah Afganistan’da ve başka yerlerde aynı ihlaslı ve hakkaniyetli duruşla kardeşlerimizin yanında olacağız.

15 Temmuz sadece ülkemizde kendi istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmanın değil, aynı zamanda işte bu büyük vizyonun da sembolüdür. Tabii her husus gibi bu gerçek de, görmek isteyen gözler, duymak isteyen kulaklar, konuşmak isteyen diller, kavramak isteyen zihinler, sevinçle çarpmak isteyen kalpler, umutla dolmak isteyen gönüller için geçerlidir.

Hamdolsun milletimiz bizi anlıyor, bize istikamet gösteriyor, bizimle birlikte yürüyor. İşte bunun için ülkemizi esir almaya çalışan müstevlilere bir asır önce olduğu gibi ‘Türkiye geçilmez’ diyoruz. İşte bunun için milletimize karşı sinsi niyetler besleyen muhterislere ‘başaramayacaksınız’ diyoruz. Dün başaramadılar, bugün başaramadılar, yarın da inşallah başaramayacak, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına engel olamayacaklar.

“Bizim Yoldaşımız Milletimizdir”

Varsın kim kiminle yürürse yürüsün. Bizim yoldaşımız milletimizdir. Bizim yoldaşımız, Malazgirt’ten İstanbul’un Fethi’ne, Çanakkale’den İstiklal Harbi’ne, Kıbrıs çıkarmasından 15 Temmuz’a tüm şehitlerimizdir. Bizim yoldaşımız, her biri dünyaya bedel mücadele azmiyle dolu gazilerimizdir. Bizim yoldaşımız, aksakallı dedelerimizin, beyaz tülbentli ninelerimizin gözyaşları içinde ettikleri dualarıdır. Bizim yoldaşımız, dünyanın dört bir yanında kalbini ve gözlerini bize dikmiş mazlumların umutlarıdır. Bizim yoldaşımız, kendileri ve ülkeleri için kalpleri kıpır kıpır heyecan dolu, proje dolu, istikametlerini 2053’e çevirmiş gençlerimizdir, çocuklarımızdır. Gerisi laf-ı güzaftır.

Hani Arşimet, ‘bana bir kaldıraç verin dünyayı yerinden oynatayım’ diyor ya. Biz de diyoruz ki, işte bu büyük milletle dünyayı da yerinden oynatırız, cihana da hükmederiz, evrene de sesimizi duyururuz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Rabbim bizleri bir daha 15 Temmuz gibi ihanetlerle imtihan etmesin diyoruz. Rabbim ülkemizi ve milletimizi muhafaza eylesin diyoruz. Rabbim her işimizi kolay kılsın, her gayretimizi hedefine ulaştırsın diyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken salı günü vasıl olacağımız Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Rabbimden, bu mübarek günler hürmetine milletimizi, Müslümanları ve tüm insanlığı felaha kavuşturmasını diliyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından İl Müftüsü Ömer Faruk Bilgili’nin okuduğu dualar akabinde Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Konservatuvarı müzik grubu, Hatay İl Müftülüğü İlahi grubu ve Antakya Medeniyetler Korosu dinletileri icra edildi. Program, minarelerden yükselen sela sesleriyle sona erdi.

Ülkeyi ele geçirmek isteyen hainlere karşı canını siper ederek tarihin akışını değiştiren aziz milletimiz ilk günkü heyecanla ellerinde Türk bayrakları yüreğindeki vatan sevgisi ve göğsündeki iman aşkıyla güçlü bir birlik mesajı verdiği etkinliğe, Hatay Valisi Rahmi Doğan’ın yanı sıra, Hanımefendi Gülden Gülüzar Doğan, Göç İdaresi Genel Müdürü Dr. Savaş Ünlü, 39. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğg. Alpaslan Kılınç, Garnizon Komutan Vekili Piyade Albay Tayfun Çağan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Murat Hayzaran, Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Ataman, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Kaya, Vali Yardımcıları Salih Altun, Yusuf İzci, İl Jandarma Komutanı Emrullah Büyük, İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz, İl Müftüsü Ömer Faruk Bilgili, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Adem Yeşildal, Şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınları, İl protokolü ve çok sayıda vatandaşımız katıldı.

İlgili Haberler

Puan Durumu