Bizim Memleketin İlkbahar ve Sonbahar Çilesi: Alerjik Rinit ile Yaşamak

Tarkan Şen
Facebook
Twitter
WhatsApp

Şu günlerde sokakta, kahvede ya da pazar yerinde kime denk gelsem benzer bir manzara: Herkesin elinde bir mendil, gözler kızarmış, peş peşe gelen hapşırıklar… Kimimiz “Hava çarptı” diyor, kimimiz “Toz kalktı, ondandır” deyip geçiştiriyor. Oysa komşular, her mevsim geçişinde kapımızı çalan bu derdin adı tıp dilinde alerjik rinit, bizim buraların tabiriyle ise saman nezlesi.
Genelde hayati bir tehlikesi olmadığı için hafife aldığımız bu hastalık, aslında sinsice günlük huzurumuzu, işimizin gücümüzün bereketini kaçıran bir modern zaman hırsızı. Sabah burun akıntısıyla uyanıp gün boyu tıkanıklıktan nefes alamamak, damakta ve gözlerde başlayan o çıldırtıcı kaşıntıyla boğuşmak kolay iş değil. Üstelik bu durum doğru düzgün tedavi edilmediğinde sinüzite, orta kulak iltihabına ve hatta ilerleyen yaşlarda astıma bile çevirebiliyor. Esnafın işine odaklanmasını, çoluk çocuğun okul başarısını baltalıyor; geceleri uykuyu haram edip gün boyu insanı halsiz bırakıyor.
Peki, neden oluyor bu çile? Aslında suçlu ne havada uçuşan polenler ne de memleketin tozu toprağı. Suçlu, bizim bağışıklık sistemimizin küçük bir şaşırması. Vücudumuz, tamamen zararsız olan zeytin ağacı polenini, çimen tozunu veya evdeki tozu birer “düşman istilacı” gibi görüp aşırı tepki veriyor. Hücrelerimizden histamin denen bir kimyasal salgılanıyor ve işte o bitmek bilmeyen hapşırıklar, burun şişmeleri bu yüzden yaşanıyor. Vücut kendi içinde gereksiz bir savaş başlatıyor, olan bizim mendillere oluyor.
Peki, her mevsim geldiğinde kaderimize küsüp eve mi kapanacağız? Elbette hayır. Memleketimizin hastanelerinde, tıp merkezlerinde bu işin uzmanları var. Kulak burun boğaz veya alerji doktorlarımızın kapısını çaldığımızda önümüzde bazı çözüm sağlayıcı tıbbi yol haritaları belirliyorlar:
* Antihistaminik İlaçlar: Vücudun salgıladığı o kaşıntı yapan histamini bloke eder; hapşırığı, akıntıyı bıçak gibi keser. Üstelik yeni çıkan ilaçlar eskisi gibi sersemlik ya da uyku da yapmaz, işinizden gücünüzden etmez.
* Kortizonlu Burun Spreyleri: Burun içindeki şişliği ve ödemi alıp rahat nefes kapısı açar. Bölgesel uygulandığı için kana karışmaz, bağımlılık yapmaz ve güvenle kullanılır.
* Aşı Tedavisi (İmmünoterapi): Alerji testiyle vücudunuzun neye düşman olduğu bulunur ve o madde azar azar vücuda verilerek bağışıklık sistemine “tanıtılır”. Bu, hastalığı hemen hemen kökten çözen en kalıcı çaredir.
Doktor tedavisinin yanında, kendi işyerimizde veya evimizde alacağımız şu küçük önlemler de hayat kurtarır:
* Pencereleri Doğru Saatte Açın: Polenlerin havada en çok uçuştuğu saatler sabahın erken saatleri ve öğlendir. Evi havalandırmak için akşamüstü veya yağmur sonrasını bekleyin. Arabanızın polen filtresini de sanayiye yolunuz düştüğünde mutlaka değiştirtin.
* Dışarının Tozunu Eve Taşımayın: Çarşıdan, tarladan, işten eve gelir gelmez kıyafetlerinizi yatak odasının dışında değiştirin. Saçlar tozu ve poleni mıknatıs gibi çeker; bu yüzden akşamları duş alıp yatmak, o tozları yastığa bulaştırmanızı engeller. Çamaşırları da bu dönemde dışarıda kurutmamaya çalışın.
* Evdeki Akarları Temizleyin: Ev tozu akarları nemli ve sıcak yatakları sever. Yatak takımlarını haftada bir sıcak suda (60 derece) yıkayın. Evde toz tutan kalın halıları, peluş eşyaları azaltın ve temizliği iyi çeken bir süpürgeyle yapın.
* Burnunuzu Tuzlu Suyla Yıkayın: Eczaneden alacağınız deniz sularıyla ya da evde temiz suyla hazırlayacağınız hafif tuzlu suyla burnunuzu gün içinde ara ara yıkayın. Bu, burun mukozasına yapışan polenleri fiziksel olarak temizler ve tıkanıklığı açar.
Sağlık sadece yatağa düşmemek değil, sabahları bu güzel memleketin havasını rahatça içinize çekerek uyanabilmektir. Kendinize bu çileyi reva görmeyin, “Geçer” deyip ertelemeyin. Bir Kulak burun boğaz doktoruna görünün ve hayatın tadını rahat bir nefesle çıkarın.
Bu bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye olarak kabul edilmemelidir ve herhangi bir sağlık sorunu için bir uzman doktora danışılmalıdır.

İlgili Haberler

Puan Durumu