Soru: Oğlumuz oldu. Müslüman olarak ne yapmamız gerekiyor?
Cevap:Dünyaya gelen kızımız veya oğlumuz için şükür olarak akika kurbanı kesmemiz sünnettir. Peygamber’imiz (sav) bu kurbanın ismini “ nesike“ koymuştur. Bu kurbanı çocuğumuzun büluğ çağına kadar kesmemiz caiz ise de yedinci gününde kesmek daha sevaptır. Hatta yedinci gününde saçını kesip ağırlığınca altın karşılığı sadakayı fakirlere dağıtmak ve ahirette çağrılacağı ve devamlı söylenecek güzel bir isim koymak ve kulağına ezan okumak en sevaplı olanıdır.Tabi kurban kesmek ve sadaka vermek, ekonomik durumu iyi olanlar içindir. Maddi durumu iyi olmayanlar dua ederler. Kurban kesmeyince ve sadaka vermeyince günaha girilmiş olmaz.
Akika kurbanı adak kurbanı gibi değildir.
Soru: Namaz kıldığımız bir esnada deprem olsa veya yangın çıksa namazımızı bozmalı mıyız?
Cevap: Evet, bozmalıyız. İslam’da insan hayatı çok değerlidir. Zarurat-ı diniyyeden, yani dinimizce korunması şart olan şeylerden biri de canı korumaktır. Yangın, deprem veya herhangi tehlikeli bir durumda, kılınmakta olan namaz, selam verilip hemen bozulur ve gerekli tedbir alınır. Bozulan namaz yeniden kılınır. Bu namaz farz, vacib, sünnet, evde, işyerinde, camide, tek başına veya cemaatle kılınan namaz olsun fark etmez. Bu durumdaki kimse, gerekli hazırlıkları yapmak için namazını bozmaz da canına zarar gelirse tedbiri terk etmiş ve günah işlemiş olur. Çünkü can Allah-u Teala’dan emanettir.Namaz esnasında safdan birisi düşerse hemen namazı bozup ona yardımcı olmamız gereklidir.
Soru: Cenaze namazında imam tekbirlerden birini eksik söyler ve selam verirse cenaze namazının iadesi gerekir mi?
Cevap: Evet, yeniden kılınması gerekir. Hazırlanmış cenaze namazını kılmanın hükmü farz-ı kifayedir. Cenaze namazının şartı niyettir. Selam vermek vaciptir.
Dualar sünnettir. Cenaze namazının rüknü ise, 2’dir;
1- Kıyam; ayakta durmak,
2- Dört tekbir; cenaze namazında iftitah (ilk tekbir) tekbiriyle birlikte hepsi dört tekbirdir.
Eğer imam cenaze namazının bu dört tekbirinden birini unutarak söylemese ve selam verip namazı tamamlasa, imamın da cemaatin de namazı bozulur. İmam tekbiri eksik söylese ama cemaat dörde tamamlasa bile yine imamın da cemaatin de namazı bozulur. Böyle bir cenaze namazını yeniden kılmak gerekir. Hatta eksik tekbirle kılınan cenaze namazının bu durumu definden sonra anlaşılsa vakit geçirmeden kabri üzerine yeniden kılmak gerekir.
Soru:Yeminini bozan birisinin ne yapması gerekir?
Cevap:İnsan, bozması gereken yemin de edebilir, bozmayıp devam etmesi gereken yemin de edebilir.Babasıyla konuşmamaya, namaz kılmamaya vb. yemin eden bu gibi yeminlerini bozmalıdır (mesela babasıyla konuşmaması günahtır) ve imkan ölçüsünde keffaretini ödemelidir. Ama içki içmemeye, sigara içmemeye, kumar oynamamaya vb. yemin eden, yeminini bozmamalıdır. Çünkü bozmaması sevaptır. Ama yeminini bozarsa keffaret gerekir.Keffaret; on fakiri sabah-akşam doyurması veya bir fakiri on gün sabah-akşam doyurması veya on fakiri giydirmesidir (on fakire ayrı ayrı vereceğini bir fakire verse bir günü vermiş olur) Bunlara gücü yetmezse üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.
Kasden, bilerek yalan yere yeminin keffareti olmaz. Çünkü büyük günahtır. Mesela; Borcunu vermediğini bilen birisinin “Vallahi borcumu ödedim” demesi gibi. Bir hak ihlali olursa kul hakkına girer. Helallik almalı hem de gönülden tevbe etmek gerekir.
Soru : Hocamıza namazda uyduğum zaman Sühanekeden sonra “Euzu billahi mineşşeydanirracim BismillahirRahmanirRahim”i benim de okumam gerekir mi ?
Cevap : Hayır, gerekmez. Cemaat olarak siz sadece “Sübhaneke” yi ilk rekatta, namaza başlama Tekbirinden sonra okursunuz ve süküt edersiniz. Çünkü ilk rekatta Euzü’yü ve her rekatta besmeleyi Fatihadan önce okumak sünnettir. Bu kıraattan (yani Fatiha-i Şerif’ten) önce okunur. Yani bunları okumak Fatiha’ya bağlıdır. İmama uyduğunuz için siz okumazsınız.
Ancak, imam veya yalnız namaz kılan, her “Subhaneke” okunduğu yerde peşine Euzü’yü ve Besmele’yi okumalıdır. Ayrıca imam veya yalnız namaz kılan, her Fatiha’dan önce Besmele’yi okur.
Soru:Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?
Cevap:Evet, alınan mahsülün öşrünü (zekatını) vermek farzdır. Eğer sulama masrafımız yoksa mahsül alınınca onda biri (1/10) veya kıymeti ihtiyaç sahiplerine verilir. Eğer masraf mal sahibi tarafından karşılanıyorsa o zaman yirmide bir (1/20) fakirlere öşür olarak verilir. Üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez. Her mahsül alındığında öşrünü (zekatını) vermek farzdır.Ayrıca öşürle (bağ, bahçe, tarla vb.) zekatın (para, ticaret malı, altın vb. ) farkı; zekatta borçlar düşülür ama öşürde düşülmez.
Soru:Veresiye satılan mallarda, malın parası belirlenmiş fakat ödeme vakti konuşulmamışsa bu akit geçerli midir?
Cevap:Böyle bir akdin geçerli olabilmesi için:Paranın ödeme zamanı belirlenmediği ve konuşulmadığı için alış – veriş tamamlanmamış olup, tartışmaya açıktır. Bu gibi durumlarda müşterinin parayı ödeme müddeti ya bir ay olarak kabul edilir veya karşılıklı rızayla ödeme tarihini belirleyip, kesinleştirmek gerekir. Böylece akit sahih ve geçerli olur.
Soru: Nazar değmesin diye yeni aldığım arabama nazar boncuğu takabilir miyim?
Cevap: Hayır. Takmayınız. Dinimizde nazar (göz değmesi) hakdır ve ondan Allah’a (cc) sığınmak lazımdır. Dinimiz bazı gözlerin insan ve eşya üzerindeki zarar verici etkilerini kabul etmektedir ve cevabını da vermektedir. Peygamberimiz (sav) göz değmesine karşı; Ayet el-kürsiyi, İhlas Suresini,Felak Suresini, Nas Suresini okumuş ve bizlerin de okumamızı istemiştir.
Nazar boncuğu ve benzeri şeylerden fayda ummak ve bunların göz değmesine engel olacağına inanmak, boyuna veya başka yerlere (çocuk,araba,ev vb.) asmak caiz değildir. Güç, kuvvet ve kudret Allah’a (cc) aittir ve göz değmesine engel olacakta Rabbımızdır. O’na sığınmalıyız.













