Hatayspor kolay bir kulüp değildir.
Bu kulübün başkanlığına oturmak, makam koltuğuna oturmak değildir.
Bazen ateşin üzerine oturmaktır.
Transfer yasağı vardır.
Borç vardır.
Faiz vardır.
Bekleyen ödemeler vardır.
Taraftarın sabrı vardır.
Kulüp yönetmek yalnızca sahaya iyi futbolcu koymak değildir.
Kulüp yönetmek, o futbolcunun parasını nereden bulacağını da bilmektir.
Son iki sezonda, tüm ana damarlarda Hatayspor’un moral ve motivasyonu düşmüş; takım adeta rüzgârda amaçsızca yalpalayan bir yaprağa dönmüştür.
Bu takımdan bırakın artık zafer beklemeyi, bulunduğu ligde tutunmayı bile koruyamayacak kadar aciz bir duruma düşürülmüştür.
Gelen yönetimler krizi yönetememiş, aksine kulübün üzerine benzin dökerek durumu daha da kötüleştirmiştir.
Peki Hatayspor bunu hak etti mi?
Hayır!
İki yılda kulüp nasıl bu hale geldi?
Niye kimse taşın altına elini koymadı?
Aslında hepimiz sebeplerini biliyoruz!!…
Aklıma Sarı Öküz hikâyesi geldi.
Geniş düzlüklerde yaşayan kalabalık bir öküz sürüsü varmış.
Haliyle, etraflarında aç aslanlar eksik olmazmış.
Fakat sürü çok kalabalık olduğu için, bunlara saldıran aslanlar hırpalanır, geri çekilmek zorunda kalırlarmış.
Bir gün, yaşlı ve topal bir aslan, sakin bir şekilde tek başına sürüye yaklaşmış.
Sürünün lideriyle konuşmak istediğini söylemiş.
İri yarı genç bir öküz öne çıkmış.
Aslan demiş ki:
“Bakın öküz kardeş, biz sizinle burada sulh içinde yaşamak istiyoruz, ama sizin içinizde şu sarı öküz var ya, o bizim sinirlerimizi çok bozuyor. Onu görünce çılgına dönüyoruz. Size saldırmaktan kendimizi alamıyoruz. Onu bize verin, biz bir daha size saldırmayız. Barış içinde yaşarız.”
Öküz, “Bunu bir düşünelim.” diyerek sürünün içine dönmüş.
Öküzler, bundan böyle rahat edeceklerini düşünerek sarı öküzün aslanlara verilmesine karar vermişler.
Sadece yaşlı ve tecrübeli bir öküz, “O bizi en iyi organize eden ferdimiz, onu vermeyin.” diye karşı çıkmış.
Ancak dinlememişler.
Ve sarı öküzü aslanlara vermişler.
Bir süre geçmiş…
Yaşlı ve topal aslan tekrar görünmüş.
Aynı hikâye tekrarlanmış.
Bu sefer kısa kuyruklu kara öküz onların sinirini bozmakta, onları çılgına çevirmekteymiş.
Onu verirlerse barış sürecekmiş…
Ve kısa kuyruklu siyah öküz de verilmiş.
Günler böylece geçerken, aslanlar da acıktıkça bir bahane ile sürüden bir öküzü almışlar.
Öküzler de barış bozulmasın diye istediklerini aslanlara teslim etmişler.
Böylece aslanların gücü arttıkça, öküzleri daha çok tehdit etmeye başlamışlar ve her seferinde istediklerini almışlar.
Öküzlerin artık güçlenen aslan sürüsüne karşı koyacak gücü kalmamış.
Toplanıp, “Biz nerede hata yaptık da bu savaşı kaybettik?” diye tartışmaya başlamışlar.
Ve yaşlı öküz söz almış, demiş ki:
“Biz bu savaşı, sarı öküzü onlara verdiğimiz gün kaybetmiştik.”
Hatayspor’un bugün geldiği noktada asıl soru belki de kimin suçlu olduğu değil; bir kulübün göz göre göre parça parça elinden alınmasına daha ne kadar sessiz kalacağımızdır.
Hatayspor’un sahibi kimse değildir. Hatayspor bu şehrindir..













