Kadını ve erkeği ile ülkede öğretmen olmaya özenmeyen, öğretmenin zannedilen rahat çalışma şartları hakkında bilgi sahibi olduğunu iddia etmeyen yok neredeyse. Bir laf var “bildiğin yanıldığına yetmiyor” diye. İşin aslı eğer mevzu öğretmenlikse ve eğer öğretmen değilseniz, anneniz babanız, eşiniz öğretmen değilse, yani eğer siz bir öğretmenle aynı evde yaşamıyor, ortak bir hayatı paylaşmak zorunda kalmadıysanız, öğretmenlik mesleğine dair hiçbir şey bilmiyorsunuzdur. İddiam büyük hiçbir şey bilmiyorsunuzdur… Ancak işte bunu böyle dümdüz söyleyemez öğretmen. Nahiftir, kibardır, empati yeteneği üstündür ya… Kırılır da kırmaktan korkar 🙂
Öğretmensen bitmez çilen… Düzeltiliyorum gerçek öğretmenin çilesi bitmez. Olaylara duyarlı, araştırmacı, gelişmeleri takip eden bir öğretmensen bitmez çilen.
Vakti zamanında Boğaziçi mezunu, mesleki bilgisine sonsuz saygı duyduğumuz bir öğretmenin, ülkede büyük kıyametlerin kopmasına sebep olan, uğruna tüm sendikaların eylemler yaptığı ÖMK’dan bihaber olduğunu öğrendiğimden beri…
Öğretmenin maaşı belirlenirken, bakanlık tarafından öğretmene uygun görülen ve toplumdaki her kesimin beklentisinin çok altındaki maaşa alkışa duran sendika başkanının sendikasında üye olmaya devam ettiklerinde…
Türkiye Büyük Millet Meclisine terörist elebaşinin gelip konuşması gerektiğini düşünen bir siyasi lidere hizmet eden bir başka sendikaya, milliyetçi olduğunu zannettiğimiz öğretmenlerin hala üye olduklarını gördüğümde anladım ki, öğretmen var öğretmencik var.
Son günlerde öğretmenlerin norm kadro mağduriyetleri söz konusu. Ancak bu durum, dünün ve bugünün olayı değil. Yaklaşık 13 yıldır norm fazlası olan öğretmenler tanıyorum. Bu olayın tam 13 yıldır tedirginliğini yaşayan, okulunda diken üstünde çalışmaya maruz bırakılan birçok öğretmen.
Yıllardır her dönem başı, her dönem ortası, her dönem sonu bu konuda taciz edilen, sürekli diken üstünde mesleğini icra etmeye çalışın onlarca norm fazlası öğretmen.
Gidecek miyiz? Gitmeyecek miyiz?
İlçe içi mi, ilçeler arası mı? İl dışı mı?
Sayısı az olan açık yerleri tayin olabilmek için yazmalı miyiz? Yazmazsak Resen tayin olur muyuz?
Ben normdan dolayı okuldan ayrıldıktan kaç ay sonra yerime yeni birisi gelecek?
Ayrıldığım okuluma tekrar dönebilecek miyim? Evimi, düzenimi değiştirmeli miyim?
Şuan bulunduğum evim ile gideceğim evimin kirası eşit mi? Vs vs
Bu düşünceler yüzünden her iki ayda bir programındaki dersine giren öğretmenlerin kafaları karışık ve moralleri hep bozuk.
Bu mesele topu topu Norm fazlası öğretmenin okul değiştirmesi olarak algılanmamalı. Öğretmen tüm diğer çalışanlar gibi evini iş yeri adresine yakın yerlere kurarlar… Öğretmenin çocuğu da, diğer tüm çalışanların çocukları gibi evine ya da iş yerine yakın yerdeki okula gider, öğretmenin bakıcısı okul çevresinden tanıdığı bildiği insanlardır. Öğretmen de diğer tüm aileler gibi, bu ortamda insanlarla gerekli yakınlığı kurmuş kendi ve ailesi için güvenli bir ortam oluşturmuştur.
Sonuç olarak engel olamazsınız öğretmen kendi isteği dışında, mecburen yaşam düzenine hiç de uymayan bir başka okula atanır…
Norm herhangi bir belediye memuruna uygulanıyor mu? Norm herhangi bir kamu kuruluşu memuruna uygulanıyor mu? Girdiğinde belediyelere ve okullar dışında herhangi bir kamu kuruluşuna, küçük bir odada yaklaşık 7*8 masa görürsünüz, üstünde bilgisayarlar ve bilgisayar başında kendi özel işini araştıran, kendini eğlendirmeye, zaman geçirmeye çalışan memurlar.. Bu çalışma sisteminde neden norm uygulamaları yok?
Öğretmenlere özel bir baskı politikası hissediyoruz. Mutsuzuz, huzursuzuz… Bu da yaptığımız işe yansıyor hali ile. Bizler istiyoruz ki bizi lütfen artık rahat bırakın. Bizim hayatımız okulumuzda, sınıfımızda öğrencilerimizle derslerimizle, derslerimizin ihtiyacı olan araştırmalarımızla geçsin.
Bu yıl okulumda mıyım? Bilmiyorum
Bu yıl yaşantıma uygun atanabileceğim açık bir kadro var mi? Bilmiyorum.
Ben 25 yıllık öğretmenken, sırf bir iki yıl, aynı ilin bir başka ilinde çalıştı diye çalışma yılı benden daha az olan öğretmen, puan üstünlüğü sebebiyle atamalarda önüme geçecek mi geçmeyecek mi? Bilmiyorum.
Ve benim gibi binlerce öğretmen bu haldeyken, bu öğretmenlerin çoğu rızaları dışında resen atandılar… Hayatlar zora girdi. Çünkü şu an zaten ülkedeki yüksek enflasyon sonucu yoklukla savaşıyor öğretmen. Uygulanan bu resen atama sonucu, kısmen de olsa düzene soktuğu hayatını, tekrar sil baştan organize etmek zorunda kaldı öğretmen. Bunun bir maliyeti var, ancak öğretmenin ve maliyeti karşılayacak finans gücü yok.
Resen atlanılan yerlerde öğretmeni tatmin edecek ücreti elde edebileceği ders yükü de yok. Bu hesaplamalar nasıl yapıldı? Kim yaptı? Ve neden yaptı? Biz öğretmenler olarak bunun merakı ve bunun sıkıntısı içindeyiz.
Ne zaman yaşadığımız dram duyulacak, ne zaman öğretmenler için öğretmenleri mutlu edecek bir düzenleme yapılacak bilmiyoruz. Ama bekliyoruz. Hala bekliyoruz.
Bu noktaya nasıl gelindi? Mesleğin gidişatını yakından takip edenler yine farkındalar ki.. Bu yine ilgili bakanlığın yürüttüğü yanlış politika sonucu karşılaşılan bir durumdur.
Bunu en doğru şekilde Hürriyetçi Eğitim Sen Başkanı Sayın Levent Kuruoğlu anlatmış, aynı şeyi bir daha yazmamak adına, sayın başkanın yorumundan alıntı yapıyorum.
Hürriyetçi Eğitim Sen Başkanı Levent Kuruoğlu der ki: “Milli Eğitim Bakanlığın zorunlu seçmeli derslerindeki dayatmacı politikası ve sınıf birleştirmesi öğretmenlerin norm fazlası olmasına ve mağduriyet yaşamasına sebep olmaktadır. Özellikle zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin isteğe bağlı il dışı ve mazerete bağlı yer değiştirme suretiyle bulunduğu ilden farklı illere atanıp tam düzeni sağlayacağım derken norm fazlası olup düzeni alt üst olmaktadır.”
Peki, bu durumdan nasıl kurtulabilirsiniz. Çözüm Çok Basit Aslında. Emeklilerin maaşlarını arttırarak ve öğretmenleri emekliliğe teşvik ederek.
Ancak ülkemizde bu da gerçekleşemiyor. Çünkü 3600 ek gösterge, seyyanen yapılan zammın, uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının emeklilik maaşlarına yansımaması sonucu, emekliler hayatlarını devam ettirebilecek maaşı alamıyorlar. Hal böyle olunca emekliliği hak etmiş öğretmenler de, tıpkı diğer kamu çalışanları gibi emekli olmuyor ve kadrolar dolayısı ile boşalmıyor.
Sorunları yazdık. Sorunların insanlara yaşattığı psikolojik ve ekonomik zorlukları yazdık. Toplum önünde kutsal bir mesleğin sırf bu zorluklar sebebiyle aşağılandığına değindik. Yaşantısındaki tedirginlik ve zorluklardan etkilenen öğretmenin sınıfında yeterince verimli olamadığını bu da gelecek nesilleri tehlikeye soktuğunu söyledik… Aynı zamanda çözümleri de yazdık. Yapıcı bakış açısı ile istiyoruz ki; devletimizi yönetenler öğretmenlerin hayatlarını zorlaştıran uygulamalardan vazgeçip, çözüm odaklı iyileştirmeler konusunda gelişmeci politikalar uygulasınlar. Tabanın sesine kulak tıkamasınlar.
Tasarruf tedbirleri adı altında uygulanan sistemin faturası bir tek ülke çalışanına en çok da Milli Eğitim çalışanı öğretmenlere kesilmesin.
Ekonomik zorluklar hepimizin, tüm ülke halkının yüklenmesi gereken bir sorumluluk. bir tarafta yaşantısından taviz vermeyen bir kesim, öte tarafta maaşı henüz cebine girmeden vergisini tam ve zamanında ödeyen öğretmen ve sürekli değiştirilmeye çalışılan hayatı, oynanan itibarı.
Öğretmene yapılan Zulüm; gelecek nesillerin kaybı olarak karşımıza çıkacak ve bundan toplum çok büyük yaralar alacaktır. Uyarıyoruz!!
Emel Akpınar Erkan
Hürriyetçi Eğitim Sen
Hatay İl Yönetimi Basin Medya Tanıtım Sorumlusu
Defne İlçe Temsilcisi













