FELAKETLERDEN DERS ÇIKARMAK

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp

Ülkemiz cayır cayır yanıyor. Sel felaketinin ardından yüzlerce noktada başlayan orman yangınlarıyla, büyük facialarla boğuşuyoruz. Orman yangınlarının belli sebepleri var. Kısaca   sıralamak gerekirse;

  Birincisi; doğal afet-felaket olmasıdır. Mevsim değişiklikleri ve küresel ısınmayla birlikte normallerin üstünde seyreden sıcaklar, yaz mevsiminde esen sert rüzgârlar, yangınlara sebebiyet veriyor. Yani işin doğal seyri.

İkincisi; ihmal, ihmalkarlık ve vurdumduymazlıktır. Dağa, bayıra-çayıra pikniğe, seyrana giden vatandaşların sorumsuz davranışları; mangal yakıp külü söndürmemeleri, ateş yakıp yeterince tedbir almamaları, çevreye atılan atıklar, yanıcı ve tutuşturucu maddeler ve tabii ki sigara izmariti. Sigara ülkemizdeki önemli yangın sebepleri arasında yer alıyor.

Üçüncüsü; terör, iltisakları ve uzantılarıdır. Kamuoyunda da kolay manipüle edilebilen, hemen faturanın kesilebileceği ilk ve kolay adres olarak terör, birilerini hedef göstermede kolay ve ucuz yöntem. Çünkü insanların orman yangınıyla beraber yüreği/ciğeri yanıyor. Bunun karşılığında bir suçlu arama psikolojisiyle intikam duygusu depreşiyor.

Bu ortamda sorumlulardan, devlet yöneticilerinden, ihmalkârlardan hesap sorma imkânı olmadığı için; faturayı teröre kesmek ve bağlantılı olduğunu düşündüğü kimselerden hesap sormak kolayına geliyor. Diğer ihtimaller yok sayılarak bir anda iç çatışma zemini hazırlanıyor.

Dördüncüsü; gizli servis elemanlarının ve istihbarat savaşlarının bir operasyonudur. Dünyada ülkeler arası istihbarat savaşlarının önemli maddelerinden birisi de orman yangınları bilinir. O sırada yürüyen bir pazarlık veya kamuoyundan gizlenmesi gereken bir iş varsa kolayca halledilir. Doksanlı yıllarda, sonradan yanlış anlaşıldığını söylese de eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın “Yunanistan’da orman yakmak devlet sırrıydı” ifşaatıyla ortaya çıkan bilgi yakın tarihimizin siyasi hafızasında yer alır.

Beşincisi; güvenlik gerekçesiyle yapılanlardır. Geçmişte gündeme gelen, teröristlerin barındığı alanları temizlemek adına ormanların yakıldığına dair atılan gazete manşetleri herkesin malumudur. Keza sınır boylarında ağaçsızlandırma da hudut koruma amaçlı yapılan işlerden biridir.

Son olarak; imar-rant hadisesi. Yangınlar turizm bölgelerinde, rantın yüksek olduğu, yapılaşmaya elverişli ama orman nedeniyle yapılaşmaya kapalı; otel, motel, turizm alanı, eğlence tesisi vb. yapmaya elverişli yerlerde veya yerleşim yerlerinin imara kapalı bölgelerinde oluyor, ne hikmetse!

Şu an orman yangınlarının sebebi meçhul. Yangınların bu saydıklarımızdan hangi sebebe bağlı çıktığını bilmiyoruz, birisi ya da hepsi de olabilir.

YANGININ SOSYAL SONUÇLARI

Yangının fiziki sonuçları kadar sosyal neticeleri var. Doğal afet ise kimsenin diyeceği bir şey yok. Ortada ihmal varsa, sorumlulara gereği yapılmalı.

Ortada net delil yokken birtakım insanları hedef göstererek iç karışıklığa zemin hazırlamak kime yarar? Halkı galeyana getirmeye çalışmak, kamu gücünü çiğneyerek yol ve kimlik kontrolü yapmak hangi amaca hizmet eder?

Orman yangınlarıyla beraber halkta isyan sesleri ve istifa sloganları had safhaya ulaştı. İdarenin elinde onlarca uçak bulunmasına ve her yıl yaşanan yangınlara rağmen gerekli tedbirlerin alınmayışı gündemde.

Kararnameyle yanan bölgelerde yapılaşmaya dair idari tasarruf, Turizm Bakanlığı’na devredildi. Yangınlar kontrol altına alınamamışken, böyle bir kararnamenin yayınlanması manidar.

Bugün kutuplaşma değil, dayanışma günüdür. Mağdur edebiyatı yapmak yerine karşı tarafı anlamaya çalışmalı, eleştirilerin saldırı değil yapıcı uyarı olabileceği kabul edilmelidir.

Ülkede bugün yangından ziyade yangınla mücadele yöntemi tartışılıyor ve ülkede insanlar yeni bir iç çatışma zeminine sürükleniyor.

Sorumluluk makamında olanlar sorumluluklarının gereğini yerine getirmeli, ihmallere son vermeli, ihmalkarlığı olanlarda en ağır şekilde cezalandırılmalı ve kötü emellilere de fırsat verilmemelidir.

Sonuç olarak yeryüzü, Allah’ın biz insanlara bir emanetidir. Allah dünyayı bir denge üzerine kurmuştur. Bu dengede tüm canlılar bir devr-i daim içerisindedir. Bu dengenin bozulması halinde tüm yeryüzü fesada uğrayacaktır. (Rum suresi, 41)

Savaşta dahi doğaya zarar verilmez, bilinir ki doğaya zarar vermek geleceği tüketmektir. Orman yangınları neticesinde ülkede ekolojik denge bozulur, kuraklık oluşur, su kaynakları kurur, insanlar, hayvanlar ve bitkiler perişan olur.

Oksijen alanımız ormanlarımıza yapılan her türlü saldırı, insanlığa yapılan en büyük kötülüktür. İç huzura kastetmek ise ondan daha büyük kötülüktür. Felaketlerden de ders çıkarılmalıdır.

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan 5.8.21

İlgili Haberler

Puan Durumu