Soru: Namaz kıldığımız bir esnada deprem olsa veya yangın çıksa namazımızı bozmalı mıyız?
Cevap: Evet, bozmalıyız. İslam’da insan hayatı çok değerlidir. Zarurat-ı diniyyeden, yani dinimizce korunması şart olan şeylerden biri de canı korumaktır. Yangın, deprem veya herhangi tehlikeli bir durumda, kılınmakta olan namaz, selam verilip hemen bozulur ve gerekli tedbir alınır. Bozulan namaz yeniden kılınır. Bu namaz farz, vacib, sünnet, evde, işyerinde, camide, tek başına veya cemaatle kılınan namaz olsun fark etmez. Bu durumdaki kimse, gerekli hazırlıkları yapmak için namazını bozmaz da canına zarar gelirse tedbiri terk etmiş ve günah işlemiş olur. Çünkü can Allah-u Teala’dan emanettir.Namaz esnasında safdan birisi düşerse hemen namazı bozup ona yardımcı olmamız gereklidir.
Soru : Kabir üzerine su dökmenin dinimizde yeri var mıdır?
Cevap : Mevtayı kabre defnedip, her şeyi bitirdikten sonra toprağın üzerine su dökmek Sünnettir.Dinimizde yeri vardır. Bizzat Peygamber Efendimiz (sav) vefat eden sahabenin kabri üzerine su dökmüştür.(Bu suyla cenaze serinler, düşüncesi yanlıştır. )
Kabre su dökmenin iki sebebi vardır;
1) Toprak suyla daha da yerleşir. Rüzgarla savrulmaz ve kokunun yayılmasını engeller.
2) Kabir üzerinde yeşillik olur. Kabire su dökülmesi yeşilliği artırır. Yeşillik Allah’ı (cc) her zaman tesbih eder. Ölü istifade eder.
Soru:Bahçeden aldığımız portakal, mandalina vb. mahsülün zekatını vermemiz gerekir mi?
Cevap:Evet, alınan mahsülün öşrünü (zekatını) vermek farzdır. Eğer sulama masrafımız yoksa mahsül alınınca onda biri (1/10) veya kıymeti ihtiyaç sahiplerine verilir. Eğer masraf mal sahibi tarafından karşılanıyorsa o zaman yirmide bir (1/20) fakirlere öşür olarak verilir. Üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez. Her mahsül alındığında öşrünü (zekatını) vermek farzdır.
Ayrıca öşürle (bağ, bahçe, tarla vb.) zekatın (para, ticaret malı, altın vb. ) farkı; zekatta borçlar düşülür ama öşürde düşülmez.
Soru:Sosyal medyada ve bazı mecralarda herhangi bir dinî kaynağı olmayan ve “Bu mesajı şu kadar kişiyle (7, 15 vs.) paylaşmazsan 5 günde başına şu şu musibetler gelecek” türden mesajlar paylaşılmaktadır. Bu mesajlara inanmalı mıyız?
Cevap:Hayır, bir müslüman olarak bu mesajlara inanmamalıyız. Bu tür mesajlar, dinî esaslarımıza tamamen ters, aslı-astarı olmayan ve misyonerler tarafından insanları meşgul etmek için uydurulan batıl şeylerdir. Panik yoluyla müslümanlara yanlış dini bilgiler aşılayarak itikatlarını bozmak ve onları kendilerine faydası olmayan boş uğraşlarla meşgul etmek istemektedirler. Bu ve bunun gibi mesajları sırf sosyal medyada paylaşım sayısını artırma adına oluşturup, insanları vicdani açıdan baskı altına almak günahtır. Allah’ın (cc) takdirinden başkası olmaz. Allah’ın takdirinin ne olduğunu bilmediğimiz için de bize düşen tedbir almak ve müminler olarak sadece Allah’a tevekkül etmektir.
Soru:Veresiye satılan mallarda, malın parası belirlenmiş fakat ödeme vakti konuşulmamışsa bu akit geçerli midir?
Cevap:Böyle bir akdin geçerli olabilmesi için:Paranın ödeme zamanı belirlenmediği ve konuşulmadığı için alış – veriş tamamlanmamış olup, tartışmaya açıktır. Bu gibi durumlarda müşterinin parayı ödeme müddeti ya bir ay olarak kabul edilir veya karşılıklı rızayla ödeme tarihini belirleyip, kesinleştirmek gerekir. Böylece akit sahih ve geçerli olur.
Soru : İmam cemaate öğlen namazını kıldırıyorken ikinci rekatın secdesinde yetiştim. Ayağa kalkmalarını beklemeli miyim? İmama nerde uymalıyım? Namazı nasıl tamamlamalıyım? Sehiv secdesi gerekir mi?
Cevap : İmam hangi rükündeyse niyet ve iftitah tekbirinden sonra imama uyarsınız. Size, ilk rekatı kaçırdığınız için mesbuk (rekat kaçıran) denir. Niyetten sonra ayakta namaza başlama tekbiri alırsınız ki bu tekbiri ayakta almak şarttır. Sonra imam secdede olduğu için siz de tekbir getirip secdeye varırsınız. Rükusunda yetişemediğiniz için 2. rekatı da kaçırmış olursunuz.
Bundan sonra 3. ve 4. rekatı imamla kılar, son oturuşta imam soluna “Es selamu…” deyince ilk iki rekatı kılmak için ayağa kalkarsınız. Sübhaneke, Euzü-Besmele, Fatiha ve ilave bir sure okur, rükû secde ile kaçırdığınız 1. rekatı kılarsınız. Sonra kalkar, Besmele-Fatiha ve Zamm-ı Sure okur kaçırdığınız 2. rekatı da tamamlar, son kadeyi yaparak selam verirsiniz. Sehiv secdesi yapmazsınız.
Soru:Yeminini bozan birisinin ne yapması gerekir?
Cevap:İnsan, bozması gereken yemin de edebilir, bozmayıp devam etmesi gereken yemin de edebilir.Babasıyla konuşmamaya, namaz kılmamaya vb. yemin eden bu gibi yeminlerini bozmalıdır (mesela babasıyla konuşmaması günahtır) ve imkan ölçüsünde keffaretini ödemelidir. Ama içki içmemeye, sigara içmemeye, kumar oynamamaya vb. yemin eden, yeminini bozmamalıdır. Çünkü bozmaması sevaptır. Ama yeminini bozarsa keffaret gerekir.
Keffaret; on fakiri sabah-akşam doyurması veya bir fakiri on gün sabah-akşam doyurması veya on fakiri giydirmesidir (on fakire ayrı ayrı vereceğini bir fakire verse bir günü vermiş olur)
Bunlara gücü yetmezse üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.
Kasden, bilerek yalan yere yeminin keffareti olmaz. Çünkü büyük günahtır. Mesela; Borcunu vermediğini bilen birisinin “Vallahi borcumu ödedim” demesi gibi. Bir hak ihlali olursa kul hakkına girer. Helallik almalı hem de gönülden tevbe etmek gerekir.











