Soru : Ramazan orucunun hepsine veya teravih namazının hepsine bir niyet yapsak yeterli midir?
Cevap : Ramazan orucuna niyeti kalben yapmak kafidir. Sahura kalkmak da bir niyettir. Dil ile söylemek daha faziletlidir.Ramazan orucunun her gününe ayrı ayrı niyet etmek farzdır. Yarın ki orucun niyeti, güneşin batmasıyla başlar kaba kuşluğa yani yaklaşık öğlen namazına bir saat kalıncaya kadar devam eder. Tabi ki imsaktan bu vakte kadar yeme-içme vs. olmamalıdır.Akşam namazı vaktinden önce ve kaba kuşluktan sonra Ramazan orucuna niyet geçerli olmaz. Niyetin en güzeli; “niyet ettim yarınki Ramazan-ı Şerif orucunu tutmaya“ demektir.
Teravih namazına tek niyet yeterlidir. Selamlardan sonra yeme, içme veya konuşma gibi hareketler olmadıkça 20 rekata bir niyet kafidir.Bütün namazlara niyette rekat sayısını söylemek gerekmez.
Soru : Hipodromdaki at yarışlarından elde edilen kazanç caiz midir?
Cevap : Hayır, caiz değildir.Alın teri, çaba ve gayret olmadan elde edilen hiç bir kazancı dinimiz uygun görmez.Dinimiz meşru sporlara cevaz veriyorken, bunlar üzerinden şansa ve iddiaya (bahis) dayalı toto, loto, ganyan, iddaa vb. oyunlara helal demez. Yani, yarışmaya katılanlardan birinin kazanıp diğerinin kaybedeceği spor müsabakaları vb. oyunlar üzerine kurulan bahis ve elde edilen kazanç haramdır.Bunlar kumar çeşitlerindendir ve caiz değildir.
Soru: Bir aile büyüğü ölmeden önce “akrabalardan felan felanla görüşmenizi istemiyorum. Vasiyetim olsun“ şeklinde vasiyet ederse bu vasiyeti tutulur mu?
Cevap:Hayır, bu gibi vasiyetler geçersizdir. Akrabalar arası bağlantıları koparacak ve sıla-i rahimi kesecek olan vasiyetleri yerine getirmek caiz değildir. İslam Dini aile bağlarını kuvvetlendirmeyi ve sıla-i rahimi yerine getirmeyi emreder. Bu gibi konularda dinin emirlerine uyulmalı, geride kalanlara sıkıntı, eziyet verebilecek vasiyetlerde bulunulmamalıdır. Aksi takdirde akrabalar arasında derin yaralar ve kırgınlıklar meydana gelir.
Soru: Kabir azabı diye bir şey var mıdır? Münker-Nekir kabirde soru soracak mıdır?
Cevap: Evet, kabir hayatı vardır. Kabir ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukuru gibidir.Evet, Münker-Nekir Melekleri; Rabbın kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir? sorularını soracaklardır.Kabir azabı vardır ve haktır. Şefaat vardır ve haktır. Kadere iman konusu İmanın altı şartından olmazsa olmazıdır. Biz Ayetler ve Hadislerle bunların hak olduğuna iman etmişiz.
Kuran’ dan herhangi bir Ayeti inkar, ayete; “bu Allah sözü değildir” demek, hafife almak, dalga geçmek, şüphe etmek kişiyi imanın dışına çıkarır. (Allah korusun) Kuran-ı Kerim Allah’ ın (cc) kelamıdır. Hem lafzı hem manası Mucizedir. Kıraatı ibadettir. Her harfine on sevap verilir. Hatim de duası da hafızlık da Sünnete uygundur. Bunlardan meydana gelen sevabı sağlara da ahirete göçenlere de bağışlamak CAİZ’ dir.Müslüman halkımızın itikadını bozmak, onları şüpheye sokmak isteyenleri Allah (cc) ıslah etsin.
Soru: “Eşim bu hastalıktan iyileşirse Ankara’nın fakirlerine dağıtmak üzere bir koçu kurban kesip dağıtmayı adıyorum.” diye adak adadım. Eşim, Elhamdulillah iyileşti. Ama biz şimdi Bursa’da yaşıyoruz. Adağımı koyun olarak Bursa’da kessem ve buranın fakirlerine dağıtsam olur mu?
Cevap: Evet, caizdir. Adak, insanın bir musibetten kurtulması veya bir nimete nail olması üzerine, kendisine vacip olmadığı halde bir ibadeti yerine getirmek için Allah’a (cc) söz vermesidir. Adanan şey olursa o zaman kul Allah’a verdiği sözü yerine getirmelidir. Bu, şartlar uygunsa yerine getirilir. Uygun değilse şehirlerin, kişilerin farklı olmasının dinimiz açısından bağlayıcılığı yoktur. Hatta adanan kurban küçükbaş hayvansa koç yerine koyun veya keçi kesilebileceği gibi, büyükbaş kurbana da hisse olarak girilebilir. Ancak büyükbaş hayvan kurban olarak adanmış ise yerine küçükbaş hayvan kurban etmek caiz değildir.
Soru ; Dünya ve Ahiret hayatı Nedir ?
Cevap; Dünya ve ahiret hayatı, birbirinin devamı olan iki hayattır. İnsan ilk olarak dünya hayatına gözlerini açtığı için bu hayata “yakın hayat” anlamında “dünya hayatı”, dünyaya gözlerini yummasının ardından son olarak ahiret hayatına intikal ettiği için bu hayata da “sonraki hayat” anlamında “ahiret hayatı” denmiştir. Dünya hayatı, ebedî hayat olan ahiret hayatının kazanılacağı ve şekilleneceği yegâne yerdir. Bu nedenle insanın sonraki hayatta (ahirette) bulacağı şey, ilk hayatında (dünyada) iken elde ettiği şeydir (Necm, 53/39-42). İnsan, dünya hayatında kendisi için ne gibi bir hayır işlerse, ahirette Allah katında onun karşılığını bulacaktır (Müzzemmil, 73/20). “Dünya ahiretin tarlasıdır.” şeklindeki hikmetli sözde de ifade edildiği gibi, cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçe, cehennem de ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir yangın yeridir. Şu hâlde dünya hayatı son derece önemlidir ve kişinin yaşantısı doğrultusunda iyi ya da kötü olarak bir değere sahiptir.
Soru: Cuma günleri vefat etmiş bulunan annem ve babam için Yasin Suresini okuyorum. Doğru yapıyor muyum?
Cevap:Evet, caizdir. Vefat eden birinin yerine vekaleten hac yapmak nasıl caiz ise okuması ibadet olan Kur’an-ı Kerim’i tilavet edince meydana gelen sevabı anne ve babaya bağışlamak da caizdir.Tabi ki Kur’an-ı Kerim okunsun, anlaşılsın, hayata tatbik edilsin diye indirilmiştir. Aynı zamanda okumakta sevaptır.Ancak cuma gece ve günleri sünnet olan Kehf Suresini okumaktır. Peygamber Efendimizin kendisi fiili olarak cuma günleri Kehf Suresini okurdu ve kavli olarak da bu sureyi okumamızı buyurmuşlardır. Yasin Suresi okunmasın, denilemez ama tavsiye edilen Kehf Suresini okumaktır.
Soru:Akşam namazının vaktinin girmesine beş dakika kala ikindi namazı kılınır mı yoksa kazaya mı bırakılır?
Cevap:Evet, kılınır. O günkü ikindi namazını zarurete binaen (keyfi değil) kerahat vakti girmiş olsa bile kılmak caizdir. Hatta bu durumda ikindinin farzının ikinci rekatındayken akşam namazının vakti girse (ezan okunsa) de namaza devam edilir ve bu namaz eda olur, kaza olmaz. Üç kerahat vaktinde, kılınmamış namazların kazası kılınmaz.













