Soru:Camiye girdiğimde imam farzı kıldırmaya başlamıştı, dolayısıyla sünneti kılmadan imama uydum. Ne yapmam gerekir?
Cevap: Hemen imama uyulur ve farz namaz tamamlanır. Sonrasında;
-Sabah namazı ise farz bittikten sonra kılınamamış olan sünnet kılınmaz (Eğer sabah namazını zaruretten kılamaz isek o gün öğlene kadar sünnetiyle, öğleden sonraya kalırsa sadece farzı kaza ederiz),
-Öğle namazı ise önce ilk sünneti kaza edilir sonra son sünneti eda edilir,
-Cuma’nın ilk sünneti de kılınamamışsa farzın peşine kaza edilir,
-İkindi namazı ise kılınmamış olan sünnet kılınmaz,
– Yatsı namazı ise eğer isterse önce ilk sünneti kaza eder sonra son sünnet ve vitir namazı eda eder.
Başlanan nafile oruç bozulursa kazası gerektiği gibi başlanmış olan nafile namazlar da terk edilir ise kazası gereklidir.
Soru: Namaz esnasında gözler nereye bakmalıdır?
Cevap: Gözler; kıyamda iken secde yerine, rükuda iken ayakların üstüne, Tahiyyatta iken dizlerine, secdede iken burnun iki yanına bakar. Sağa selam verince sağ omuza, sola selam verince sol omuza bakılır. Bunlar Adabdandır. Terki namazı bozmaz ve sehiv secdesi gerektirmez. Namaz tamamdır. Başka yerlere bakmak, gözleri yukarı dikmek mekruhtur. Gözlerini kapayarak daha huşuyla namazı kıldığını söyleyenin böyle yapması caizdir.
Kabe-i Muazzama’nın yanında namaz kılan kişinin Kabe’ye değil secde yerine bakması doğru olanıdır.
Soru:Gerekmesi halinde namaz sonunda sehiv secdesini nasıl yapmalıyız?
Cevap:Sehven yani unutarak, yanılarak veya hataen namazın farzlarından birinde geciktirme olursa veya namazın vaciplerinden birini terk etme veya geciktirme olursa bu noksanlık namaz sonunda iki secde ile o namazı tamam kılar. Buna sehiv secdesi denir. Sehiv secdesi şöyle yapılır;eğer yalnız namaz kılan ise şehadetten sonra salli / barik’ten önce sağa / sola selam verir, iki secde yapar ve yeniden tahiyyat, salli, barik, rabbena dualarını okur ve tekrar selamla namazını tamamlamış olur.Eğer imam ise yalnız sağa selam verir ve münferidin (yalnız kılanın ) yaptıklarını yapar. Böylece imamın da cemaatin de namazı tamamlanmış olur.Namazın vaciplerini kasden terk etmek tahrimen mekruhtur. kasden terk edenin namazı yeniden kılması vacibdir.
Soru: Sabah Namazı vaktinde kaza namazı kılabilir miyim?
Cevap: Evet,kılabilirsiniz. İkindi namazından sonra,Akşam namazından önce de kaza namazı kılınabilir. Bu üç zamanda nafile namazı kılınmaz. Güneş doğarken, öğlen namazı vakti yaklaşırken ve akşam batarken, bu üç kerahat vaktinde kaza da nafile de kılınmaz.
Soru: Seferde kazaya kalan dört rekatlık namaz mukimlik halinde kaç rekat olarak kılınır?
Cevap: Seferde kazaya kalan dört rekatlı namaz, ister seferilik halinde, ister mukimlik halinde kaza edilsin iki rekat olarak kılınır. Bunun tersi mukimlik halinde kazaya kalan dört rekatlı namaz, ister seferilik halinde, ister mukimlik halinde olsun dört rekat olarak kaza edilmesi gerekir. Mazeret olmaksızın bir namazı kazaya bırakmak büyük günahtır. Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat geciktirilmesinden dolayı işlenilen günahların af edilmesi için tevbe ve İstiğfar etmek gerekir.
Soru:Düğün salonunda Kur’an okunuyor. İnsanlar ya konuşuyorlar veya bir şeyler yemekle meşguller. Bu ortamda Kur’an okumak uygun mudur?
Cevap:Hayır, uygun değildir. Kur’an-ı Kerim’i okumak sünnet, dinlemek farz-ı kifâyedir. Okunduğu yerde sükuneti muhafaza etmek gerekir. Allah-u Teala’nın kelamı okunduğunda susup dinlemek gerekir. İnsanlar başka şeylerle meşgulken adab içerisinde dinlenmiyorsa orada Kur’an-ı Kerim’i seslice okumak uygun değildir. Böyle bir ortamda Kur’an’ı dinlemeyenler değil, yüksek sesle okuyanlar günah işlemiş olurlar.
Soru: Bir aile büyüğü ölmeden önce “akrabalardan felan felanla görüşmenizi istemiyorum. Vasiyetim olsun“ şeklinde vasiyet ederse bu vasiyeti tutulur mu?
Cevap:Hayır, bu gibi vasiyetler geçersizdir. Akrabalar arası bağlantıları koparacak ve sıla-i rahimi kesecek olan vasiyetleri yerine getirmek caiz değildir. İslam Dini aile bağlarını kuvvetlendirmeyi ve sıla-i rahimi yerine getirmeyi emreder. Bu gibi konularda dinin emirlerine uyulmalı, geride kalanlara sıkıntı, eziyet verebilecek vasiyetlerde bulunulmamalıdır. Aksi takdirde akrabalar arasında derin yaralar ve kırgınlıklar meydana gelir.
Soru:Tanımadığım birinin cenaze namazına katıldım. Hocamız, “merhumu nasıl bilirsiniz?” diye sordu. Benim ne cevap vermem gerekir?
Cevap: Öncelikle Peygamber Efendimiz, “geriye borç bıraktı mı?” veya “borcu karşılayacak mal bıraktı mı?” sorularını sorardı.Fakat hocamızın , “mevtayı nasıl bilirsiniz?” sorusuna, eğer iyi birisi olarak tanıyorsak, “iyi, hayırlı biri olarak biliriz” diyelim. Eğer iyi ve hayırlı birisi olmadığını biliyorsanız, kötü biri olarak tanıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” diyin veya hiç bir şey söylemeyip, sükut ediniz. Çünkü bu bir şahitliktir. Eğer mevtayı tanımıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” demek en doğrusu olur, inşaallah.













