Soru:Bir camide cemaat farzı kıldıktan sonra ikinci kez cemaat yapılır mı? İkinci cemaatin kamet getirmesi gerekli midir?
Cevap:Cemaatle beş vakit namaz kılınan camide namaz kılındıktan sonra aynı mihrapta ezanla, kametle ikinci cemaatin namaz kılması mekruhtur. Ancak caminin mihrabından başka yerinde; ezan ve kamet okumadan 2.,3.,4.,… cemaatle veya tek başına namaz kılmak caizdir.Ancak caminin son cemaat yerinde, tesislerde, kırlarda vb.yerlerde oluşan her cemaatte kamet getirmek sünnettir.
Soru:Kur’an-ı Kerim mana olarak Allah’a, lafız olarak Hz. Peygamberimiz (sav)‘e ait olduğunu iddia edenler var. Bu bilgi doğru mudur? İçindeki kıssalar için ne dersiniz?
Cevap:Hâşâ, asla bu iddia doğru değildir.Kur’an-ı Kerim’in manası da lafzı da Allah’a aittir.Bu konuda bir çok Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif bulunmaktadır. “Lafzı Muhammed’e aittir” sözü oryantalistlerin (Doğubilimci) ve onlara tabi olanların uydurması ve iftirasıdır. Mekkeli müşrikler bunu söylemediler ama tarih sahnesinde Kur’an-ı Kerim’e karşı savaş açanlar bu iddialarda bulunmuşlardır. Ama Kuran’ın indireni de kıyamete kadar koruyanı da Allah’tır (cc).Kelamullahtır.
Kur’an-ı Kerim mucizedir. Tek harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. İçinde geçen kıssalar da gerçekten hepsi yaşanmış, hakikati olan kıssalardır. Her birisi Peygamberimiz (sav) için teselli, bizim için ayrı ayrı ibretlik hayatlardır.Bu imani bir konudur. Biz buna böyle iman ettik.
Soru:Kabristanda cenazeyi defnetme esnasında kabre basmak caiz midir?
Cevap:Eğer bir zaruret yoksa caiz değildir. İslam’da insanoğlunun dirisi hürmete layık olduğu gibi ölüsü de hürmete layıktır. Bir zaruret yokken kabri çiğnemek, üzerine oturmak veya üzerinden geçmek uygun değildir. O kabirde yatana saygısızlık olur. Ama kenarına oturmanın mahzuru yoktur.
Soru:Tanımadığım birinin cenaze namazına katıldım. Hocamız, “merhumu nasıl bilirsiniz?” diye sordu. Benim ne cevap vermem gerekir?
Cevap: Öncelikle Peygamber Efendimiz, “geriye borç bıraktı mı?” veya “borcu karşılayacak mal bıraktı mı?” sorularını sorardı.Fakat hocamızın , “mevtayı nasıl bilirsiniz?” sorusuna, eğer iyi birisi olarak tanıyorsak, “iyi, hayırlı biri olarak biliriz” diyelim. Eğer iyi ve hayırlı birisi olmadığını biliyorsanız, kötü biri olarak tanıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” diyin veya hiç bir şey söylemeyip, sükut ediniz. Çünkü bu bir şahitliktir. Eğer mevtayı tanımıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” demek en doğrusu olur, inşaallah.
Soru:Doktorlar bebeğimin sakat olarak dünyaya geleceğini söylüyorlar. Kürtaj yaptırabilir miyim?
Cevap :Gebeliğin sürmesi, doktorların kararıyla, annenin hayati tehlikesinin olabileceğini ortaya koyuyor ise bebeğin alınması caizdir. Hatta anneyi kurtarmak için bu gereklidir.Bunun dışında kürtaj asla caiz değildir. Allah(cc) biz kullarını bu dünyaya imtihan gayesiyle göndermiştir. Doğacak çocuk engelli de olsa onun da hayat hakkı vardır. Belki de bu çocuk anne-babasının cenneti kazanma vesilesi olacaktır. Kaldı ki bir çocuğun hayırlı evlat olup-olmamasının engelli veya sağlıklı olmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Engelli bir çocuk sağlıklı bir çocuktan daha hayırlı bir evlat olabilir.
Soru: “Eşim bu hastalıktan iyileşirse Ankara’nın fakirlerine dağıtmak üzere bir koçu kurban kesip dağıtmayı adıyorum.” diye adak adadım. Eşim, Elhamdulillah iyileşti. Ama biz şimdi Bursa’da yaşıyoruz. Adağımı koyun olarak Bursa’da kessem ve buranın fakirlerine dağıtsam olur mu?
Cevap: Evet, caizdir. Adak, insanın bir musibetten kurtulması veya bir nimete nail olması üzerine, kendisine vacip olmadığı halde bir ibadeti yerine getirmek için Allah’a (cc) söz vermesidir. Adanan şey olursa o zaman kul Allah’a verdiği sözü yerine getirmelidir. Bu, şartlar uygunsa yerine getirilir. Uygun değilse şehirlerin, kişilerin farklı olmasının dinimiz açısından bağlayıcılığı yoktur. Hatta adanan kurban küçükbaş hayvansa koç yerine koyun veya keçi kesilebileceği gibi, büyükbaş kurbana da hisse olarak girilebilir. Ancak büyükbaş hayvan kurban olarak adanmış ise yerine küçükbaş hayvan kurban etmek caiz değildir.
Soru:Düğün salonunda Kur’an okunuyor. İnsanlar ya konuşuyorlar veya bir şeyler yemekle meşguller. Bu ortamda Kur’an okumak uygun mudur?
Cevap:Hayır, uygun değildir. Kur’an-ı Kerim’i okumak sünnet, dinlemek farz-ı kifâyedir. Okunduğu yerde sükuneti muhafaza etmek gerekir. Allah-u Teala’nın kelamı okunduğunda susup dinlemek gerekir. İnsanlar başka şeylerle meşgulken adab içerisinde dinlenmiyorsa orada Kur’an-ı Kerim’i seslice okumak uygun değildir. Böyle bir ortamda Kur’an’ı dinlemeyenler değil, yüksek sesle okuyanlar günah işlemiş olurlar.
Soru: Bir aile büyüğü ölmeden önce “akrabalardan felan felanla görüşmenizi istemiyorum. Vasiyetim olsun“ şeklinde vasiyet ederse bu vasiyeti tutulur mu?
Cevap:Hayır, bu gibi vasiyetler geçersizdir. Akrabalar arası bağlantıları koparacak ve sıla-i rahimi kesecek olan vasiyetleri yerine getirmek caiz değildir. İslam Dini aile bağlarını kuvvetlendirmeyi ve sıla-i rahimi yerine getirmeyi emreder. Bu gibi konularda dinin emirlerine uyulmalı, geride kalanlara sıkıntı, eziyet verebilecek vasiyetlerde bulunulmamalıdır. Aksi takdirde akrabalar arasında derin yaralar ve kırgınlıklar meydana gelir.













