Soru:Tanımadığım birinin cenaze namazına katıldım. Hocamız, “merhumu nasıl bilirsiniz?” diye sordu. Benim ne cevap vermem gerekir?
Cevap: Öncelikle Peygamber Efendimiz, “geriye borç bıraktı mı?” veya “borcu karşılayacak mal bıraktı mı?” sorularını sorardı.Fakat hocamızın , “mevtayı nasıl bilirsiniz?” sorusuna, eğer iyi birisi olarak tanıyorsak, “iyi, hayırlı biri olarak biliriz” diyelim. Eğer iyi ve hayırlı birisi olmadığını biliyorsanız, kötü biri olarak tanıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” diyin veya hiç bir şey söylemeyip, sükut ediniz. Çünkü bu bir şahitliktir. Eğer mevtayı tanımıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” demek en doğrusu olur, inşaallah.
Soru ; Dünya ve Ahiret hayatı Nedir ?
Cevap; Dünya ve ahiret hayatı, birbirinin devamı olan iki hayattır. İnsan ilk olarak dünya hayatına gözlerini açtığı için bu hayata “yakın hayat” anlamında “dünya hayatı”, dünyaya gözlerini yummasının ardından son olarak ahiret hayatına intikal ettiği için bu hayata da “sonraki hayat” anlamında “ahiret hayatı” denmiştir. Dünya hayatı, ebedî hayat olan ahiret hayatının kazanılacağı ve şekilleneceği yegâne yerdir. Bu nedenle insanın sonraki hayatta (ahirette) bulacağı şey, ilk hayatında (dünyada) iken elde ettiği şeydir (Necm, 53/39-42). İnsan, dünya hayatında kendisi için ne gibi bir hayır işlerse, ahirette Allah katında onun karşılığını bulacaktır (Müzzemmil, 73/20). “Dünya ahiretin tarlasıdır.” şeklindeki hikmetli sözde de ifade edildiği gibi, cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçe, cehennem de ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir yangın yeridir. Şu hâlde dünya hayatı son derece önemlidir ve kişinin yaşantısı doğrultusunda iyi ya da kötü olarak bir değere sahiptir.
Soru:Kur’an-ı Kerim mana olarak Allah’a, lafız olarak Hz. Peygamberimiz (sav)‘e ait olduğunu iddia edenler var. Bu bilgi doğru mudur? İçindeki kıssalar için ne dersiniz?
Cevap:Hâşâ, asla bu iddia doğru değildir.Kur’an-ı Kerim’in manası da lafzı da Allah’a aittir.Bu konuda bir çok Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif bulunmaktadır. “Lafzı Muhammed’e aittir” sözü oryantalistlerin (Doğubilimci) ve onlara tabi olanların uydurması ve iftirasıdır. Mekkeli müşrikler bunu söylemediler ama tarih sahnesinde Kur’an-ı Kerim’e karşı savaş açanlar bu iddialarda bulunmuşlardır. Ama Kuran’ın indireni de kıyamete kadar koruyanı da Allah’tır (cc).Kelamullahtır.
Kur’an-ı Kerim mucizedir. Tek harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. İçinde geçen kıssalar da gerçekten hepsi yaşanmış, hakikati olan kıssalardır. Her birisi Peygamberimiz (sav) için teselli, bizim için ayrı ayrı ibretlik hayatlardır.Bu imani bir konudur. Biz buna böyle iman ettik.
Soru:Dört ve üç rekatlı farz ve vacib namazların ilk oturuşu unutarak terk edilse namaz caiz olur mu?
Cevap:Evet, caizdir. İadesi gerekmez. Yalnız birinci oturuş, eğer unutarak ( sehven) terk edilmiş ise namazın sonunda sehiv secdesi yapar. Sehiv secdesi şöyle yapılır; yalnız namaz kılan şehadetten sonra salli / barik’ten önce sağa / sola selam verir, iki secde yapar ve yeniden tahiyyat, salli, barik, rabbena dualarını okur ve tekrar selamla namazını tamamlamış olur. İmam ise yalnız sağa selam verir ve münferidin (yalnız kılanın ) yaptıklarını yapar. Böylece imamın da cemaatin de namazı tamam olur.
Namazın vaciplerini kasden terk etmek tahrimen mekruhtur. İlk oturuş da vacibdir. Kılınan namaz geçerlidir, kişinin uhdesinden düşer,lakin ilk oturuşu kasden terk edenin yeniden kılması vacibdir.
Soru:Kabristanda cenazeyi defnetme esnasında kabre basmak caiz midir?
Cevap:Eğer bir zaruret yoksa caiz değildir. İslam’da insanoğlunun dirisi hürmete layık olduğu gibi ölüsü de hürmete layıktır. Bir zaruret yokken kabri çiğnemek, üzerine oturmak veya üzerinden geçmek uygun değildir. O kabirde yatana saygısızlık olur. Ama kenarına oturmanın mahzuru yoktur.
Soru:Ev almak için para biriktirdim. Ama henüz ev alamadım. Bu para için zekat vermem gerekir mi?
Cevap:Evet, gerekir. Evi veya arabası olmayan birisi ev veya araba almak için para biriktirmiş ve nisap miktarının da üzerindeyse ve herhangi bir yer ile de anlaşma yapmamışsa ve üzerinden de bir kameri yıl geçmişse zekatını vermesi farzdır.Ancak ev veya araba satın almak isteyen biri, bir yerle sözlü veya yazılı anlaşma veya bağlantı yapmışsa o paranın zekatını vermesi gerekmez.
Soru:Amcamızın oğlu çok zengindir. Akrabalarından ihtiyaç sahibi fakirler var. Ama hep zekatını yabancılara, hatta başka şehirlere gönderiyor. Bu caiz midir?
Cevap:Caizdir, zekatı tamamdır fakat mekruhtur. Dinimiz yakın akrabaları görüp-gözetmeyi emreder.
Zenginlerin zekatlarını verirken, öncelikle yakın akrabalarından başlamaları, tedricen diğer ihtiyaç sahiplerini gözetmeleri sünnete daha uygun olanıdır.
Soru : Cemaate namaz kıldırıyorken abdestim bozuldu. Ne yapmam gerekirdi?
Cevap : Namaz kıldırıyorken abdesti bozulan bir imam hemen sanki burnu kanıyormuş gibi eliyle burnunu tutar ve arkasındakini yerine alır. Bunu ( mihraba geçirme fiilini ) ya işaretle veya elbisesinden tutarak yapar. Buna İstihlaf denir. Yerine geçirme işini sözlü yani konuşarak yapmak caiz değildir. Konuşarak yapmak hem İmamın hem de cemaatin namazını bozar.
Bunun için İmamın hemen arkasına duranın imamlık yapacak ilme sahip olması çok iyi olur.Eğer imam birini yerine geçirmezse cemaatten biri geçer. Geçen kimse kalben imamlığa niyet eder.Hiç kimse geçmezse ve abdesti bozulan imam da camiden çıkmışsa cemaatin namazı bozulur.













