“Pentür’ sanatının Hatay’daki son temsilcisi Aytek Can Günaltay, dedesinden öğrendiğini mesleği yaşatma adına sanatına devam ediyor.
Hatay’da dönemin en iyi pentür ustası Fransız Lisesi resim öğretmeni olan dedesi Mehmet Emin Atahan’dan devraldığı mesleğine sahip çıkan Günaltay, geçen süre zarfında Türkiye’nin farklı illerinde çalışarak geçimini sağladığını aktardı. Resim sanatının bir uzantısı olan ve bir dönemin mobilyalarına ve kadife kumaşlarına verdiği desenler ile günümüze kadar gelen pentür sanatını yarım asrı aşkındır sürdürmeye çalışan Günaltay, oturduğu evini atölyeye çevirdiğini belirtti.
DEDE MİRASI SANAT
Küçük yaşlarda fırçayı eline aldığınız dile getiren Günaltay:” Dedemin öğretisi ile ilk kez fırçayla tanıştım. Ben küçük yaşta, okul harçlıklarımı çıkarmak için fırçayla tanışmanın verdiği zevkle, o dönemde kamyon arkaları çok önemliydi, o yazıları yazmaya başladım. Oradan okul harçlıklarımı çıkarmaya başladım.”diye konuştu. ‘Pentürcü Emin Efendi’ diye bilinen dedesinin büyük emekleri sonunda bu mesleği tam anlamıyla öğrendiğini ifade eden Günaltay: “Pentür’ün kavramını öğrendim ve onu ahşap üzerine, mobilya üzerine tasarımlarla yapmaya başladım. Gerçek pentür, kadife kumaş üzerine, guaj boyalarla, değişik hat ve resim sanatıdır. Bunu resmederken, elinizi kadife kumaş üzerine sürdüğünüz zaman, hav tüyünün yumuşaklığı, boya yaptıktan sonra da aynı kalır. Şu anda yapılan çalışmalar, mobilya sektörü üzerine, dolap kapakları, yatak odası başlıkları ve ayakuçları. Bu tip çalışmalar, selülozik boya ile olduğu için çok seri çalışmak gerekiyor” dedi.
“HALK TABANINDA ÇOK TALEP OLMAZDI”
Çok eskiden zengin insanların kendi yatak odalarında, yatak başlıklarında pentürü kullandıklarını dile getiren Günaltay:”Bunu, büyük paralar kazandıkları için isterlerdi, ayrıcalıklı olmak isterlerdi. Halk tabanında çok talep olmazdı, sadece o bölgenin zenginleri yaptırırdı. Pentür bir nakış demek, nakış işlemek demek. Bir hat sanatçısı gibi, tavan nakışları gibi, aynı zamanda farklı bir nakış türüdür pentür.
Kumaş üzerine yapıldığı zaman, bambaşka bir dünyaya atmış oluyor sanatçı kendini. Kırlentlerinizin, mor menekşeler, laleler, sümbüller, zambaklarla, süslendiğini, bezendiğini düşünün. Şimdi kumaş boyalarla yapmaya çalışıyorlar, baskı tekniği ile yapmaya çalışıyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, pentürün hazzını hiçbir zaman elde edemiyorlar. Çünkü o bir el sanatı ve boya olmasına rağmen kumaşın yumuşaklığını devam ettiren, hissettiren bir nakış türüdür.
Değişen ve gelişen teknoloji pentür sanatının önünü kapattı. Şu an da kumaş üzerine yapılan hiçbir baskı türünün pentürün yerini tutmuyor.” dedi.
İLGİ YOK DENECEK KADAR AZALDI
Yarım asrı aşkındır sürdürdüğü pentür sanatına olan ilginin her geçen gün azaldığını ve yok denecek kadar az olduğunu dile getiren Günaltay: “Türkiye’nin farklı illerinden talepler geliyor. Mesela, hiç gidemediği, hayal ettiği bir orman manzarasını isteyen oluyor. Ya da bir köy yaşantısını isteyen oluyor” dedi. Pentür sanatına olan ilginin azalmasından dolayı hünerini farklı alanlarda sürdürmeye çalıştığını anlatan Günaltay, teknolojiye ayak uydurarak işletmelerin iç mekanında öz çekim noktaları ve üç boyutlu resimler yaparak geçimini sağladığını dile getirdi.














