Fotoğraf Üstadı Meriç Aktar İle Söyleşi

123511974_3483604511694105_1475618951634774408_n
Facebook
Twitter
WhatsApp

-Meriç Aktar kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?
1985 yılında Samandağ’da doğdum.Lisans öğrenimimi 2008 yılında Çukurova Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği bölümünde tamamladım, Samandağ Atatürk Ortaokulu’nda öğretmenlik görevime aktif olarak devam etmekteyim. Dijital fotoğrafçılıkla tanışmam 2011 yılında başladım, ve o dönemden bugüne, Samandağ ve çevresi başta olmak üzere birçok şehri gezdim ve fotoğrafladım. 2016 yılında Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık önlisans bölümünden de mezun olduktan sonra, genellikle Samandağ çevresinde insan ve doğa konulu fotoğrafları kadrajıma yansıtıyorum.
-Fotoğrafa olan merak hayatınızın hangi noktasında ortaya çıktı?
Fotoğrafa merakım aslında küçük yaşlara dayanıyor. Çocuk yaşlarda, ulusal gazete kuponlarını biriktirerek edindiğim küçük filmli makineler ile fotoğraf çekmeye başladım diyebilirim. Ama ilk DSLR makine alma isteğim 2010 yılında yabancı dil eğitimi için gittiğim İtalya’da başladı. Roma sokaklarında kompakt bir dijital fotoğraf makinemle fotoğraf çekerken,şarjım bitti, ve bunu farkeden yaşlı bir Amerikan turist elindeki DSLR makine ile bir fotoğrafımı çekti ve ben ülkeye döndükten sonrada fotoğrafı bana gönderdi.DSLR makinelerin görüntü kalitesine hayran kalmıştım o zamanlarda ve ben de birkaç ay içerisinde kendime bir DSLR makine alarak fotoğraf dünyasına ilk adımı attım.
-Size göre fotoğraf nedir? Fotoğraf hayatınızın tam olarak neresinde?
Fotoğraf bir tutku olayı benim için. Öncelikle kendim için fotoğraf çekiyorum. Yani anılarımı yaşatacağım, belgeleyeceğim, sevdiklerimle paylaşacağım ve çocuklarıma miras olarak bırakabileceğim fotoğraflar benim için ön planda. Fotoğraf hayat’ tır diye düşünürüm ve insan-doğa öğesi ağırlıklı fotoğrafları, yaşamın bizzat içinden olanları çok seviyorum. Fotoğraf çekmediğim bazı anlarda o anların bir daha yaşanmayacağına dair kaygı duyuyorum, fotoğraf çekme arzusunun, farklılıkları fark edip o anları dondurma isteği olduğuna inanıyorum.

-İnsanları ne tür fotoğraflarla etkilediğinizi düşünüyorsunuz?
Fotoğrafınızla bir hikaye anlattığınızda ve duyguyu karşıya estetik kaygı güderek ilettiğinizde fotoğrafınız izleyici üzerinde derin bir etki bırakması kaçınılmaz oluyor.
-Fotoğraf çekerken olmazsa olmaz bir kriteriniz var mı? Nelere dikkat edersiniz?
Fotoğraf çekerken,doğa fotoğrafları hariç,mutlaka insan öğesine fotoğraflarımda elimden geldiğince yer veririm.İçerisinde insan olmayan fotoğraf her zaman eksik fotoğraftır diye düşünürüm. Fotoğraf çekmeden önce ,doğru ışık koşullarında, kadrajımı kompozisyon kurallarına göre ayarlar ve öyle fotoğraf çekmeye çalışırım.

– Sizin için iyi bir fotoğrafın olmazsa olmazı nedir?
Fotoğrafın olmazsa olmazı ışıktır. Işığı ne kadar doğru kullanabilirseniz, çektiğiniz fotoğraf o kadar iyi oluyor.Bu yüzden fotoğraf çekerken, ışığın en yumuşak olarak düştüğü gündoğumu ve günbatımı saatlerini tercih ediyorum.

-Fotoğraf konusunda sizden eğitim almak isteyenler var mı? Varsa geri dönüşleriniz nasıl oluyor?
Evet, sosyal medya üzerinden benle iletişime geçerek eğitim almak isteyenler oluyor. Herhangi bir kurumda teorik eğitim vermediğim için, bu arkadaşları kendi bireysel yaptığım fotoğraf gezilerine davet ederek, bilgilerimi onlarla sahada paylaşmaya çalışıyorum.
– Fotoğraf çekmek hayatınızın kıymetli bir yerinde ancak severek yaptığınız bu işin zorlukları var mı? Varsa nelerdir?
İlimiz savaş bölgesine yakın bir konumda olduğundan dolayı, fotoğraf çektiğim köylerde birçok zorluklarla karşılaşıyorum. Turistik köyler hariç, gezdiğim çoğu köyde insanlar fotoğrafa karşı önyargılı ve tedirginlik içerisindeler maalesef. Fotoğraflarını çekmek istediğimde ilk aldığım tepki genellikle olumsuz oluyor. Onları fotoğrafın onlara herhangi bir şekilde zarar vermeyeceğini anlatabilmek ve buna onları ikna edebilmek için dakikalarca dil döktüğüm çok olmuştur. Beni sahada en çok bu durum zorluyor ve çoğu fotoğraf gezisinden elim boş dönmüşlüğüm olmuştur.

-Gelecek projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Yerel olarak ,Samandağ kumsalında yaz aylarında yumurtlayan yeşil deniz kaplumbağalarının üzerine ayrıntılı bir fotoğraf çalışması projem var. Altınözü ve Yayladağı köylerindeki doğal gündelik yaşam beni çok etkilemekte ve bu köylerdeki kıyıda kalmış, keşfedilmemiş yaşam hikayelerini fotoğraflarla anlatmayı çok istiyorum. Ulusal olarak da uzun vadede, Türkiye’deki tüm antik kentlerin akşam saatlerindeki görüntülerini fotoğraflamak istiyorum.

– Samandağ’da çektiğiniz ‘’Yıldırımlar Altında’’ adlı fotoğrafı ile Küresel İklim Değişikliği Ulusal Fotoğraf Yarışmasında birinci oldunuz. Hazırlık aşamalarında ve size hissettirdiği duygulardan bahseder misiniz?
Fotoğrafı 2014 yılında yaşadığım evin damında çekmiştim.Yağmurlu bir günde,tüm ilçenin elektiriği kesilmişti.Gece saatlerinde Samandağ’daki Simon Dağı üzerine yerleştirilmiş rüzgar tribünlerinin yıldırımlar arasında parıldadığını fark ettim.Hemen ekipmanımı hazırlayarak, gerekli ayarları yaparak evimin damına çıktım ve güvenli bir konuma yerleştim.Bir kumanda yardımıyla 250 saniye uzun pozlama yaparak ,bu süre içerisinde rüzgar tribünlerinin olduğu bölgeye düşen tüm yıldırımları kadrajıma yansıttım.

-Fotoğraf konusundaki başarılarınızdan ve ödüllerinden bahseder misiniz?
Yerelde ,ilk fotoğraf ödülümü 2016 yılındaki Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin fotoğraf yarışmasında aldım. Daha sonra 1. Altınözü Zeytin konulu Fotomaratonu’nda bu devam etti.2019 yılında ‘’Süveydiye’nin Çınarları’’ adlı ilk kişisel sergimi Samandağ Kültür Merkezi’nde açtım. Hatay ve diğer illerde çektiğim birçok fotoğraf ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüle layık görüldü ve bu fotoğraflar National Geographic Türkiye dahil birçok uluslararası dergide yayınlandı.

– Fotoğraf çekerken unutamadığınız bir an oldu mu? Yada bir fotoğrafın unutulmazlar bir ortaya çıkış hikayesi var mı?
En unutamadığım anların başında,‘ Süveydiye’nin Çınarları’ adlı projemin çekimlerini yaparken, Samandağ’daki Yeniköy Mahallesi’nde yaşayan 92 yaşındaki Zühre ninemiz ile o an köyde ezan okunurken karşılaşmamız diyebilirim. Ezan okunurken duygulanıp gözyaşı dökmesi ve o anda beni fark edip de hiç oralı olmaması çektiğim fotoğrafa inanılmaz bir doğallık ve duygu katmıştı. Bu yüzden bu fotoğrafım daha sonra bir çok İranlı ressamın fırçasına hüzün resmi diye yansımıştır.
Diğer bir an da Yayladağı Aydınbahçe köyünde yavru oğlaklarla oyun oynayan küçük Hüseyin’in o anki mutluluk fotoğrafı…Kulaklarını oğlaklara kaptıran Hüseyin’in o anki kahkahası hala belleğimde diyebilirim. Bu fotoğraftan referans alarak, daha sonra TRT Belgesel ekibi bu köyde ‘’Sıradan Birkaç Gün’’ adlı belgeseli çekmiştir..

-Fotoğraf çekmeye yeni başlayacak olanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Fotoğrafçılık ile ilgili ilk bilmeniz gereken şey, kimsenin size mükemmel fotoğraflar çekmeyi öğretemeyeceği gerçeğidir. Siz ancak sağdan soldan ufak kırıntılar alabilirsiniz. Bunları güzel ve anlamlı bir şekilde birleştirmek ve daha önemlisi, işin içine kendi sezilerinizi katmak, sizi iyi bir fotoğrafçı yapar. Öncelikle şunu unutmayın: Kimse bir günde iyi fotoğrafçı olmuyor, o yüzden bıkmadan çekmeye devam edin. Eskiden filmli makinelerde her deklanşöre basma, size bir maddi külfet yaratırdı. Dijital çağın avantajını kullanın. İlginç bir kare görürseniz onu farklı açı, mesafe, yükseklik, kompozisyon, kadraj, diyafram açıklığı, enstantane, odak uzaklığı ile çekin. Deneme yanılma ile hem fotoğraf makinenizin özelliklerine daha hakim olursunuz hem de fotoğrafta hangi ayarın işe yaradığını daha kolay anlarsınız. Kendinizi geliştirdikçe gözünüz daha iyi kareler arayacak, çekim sayınız azalacak ama fotoğraf kaliteniz artacaktır. Sık kullanılan terimlere çalışın. Diyafram, diyafram ayarı, enstantane hızı, odak uzaklığı, ISO, beyaz ayarı, lens, filtre, deklanşör, kadraj, kompoziyon, histogram vb. terimleri en başta anlamak, algınızı açacak ve öğrenmenizi hızlandıracaktır.

İlgili Haberler

Puan Durumu