Soru: Namaz esnasında gözler nereye bakmalıdır?
Cevap: Gözler; kıyamda iken secde yerine, rükuda iken ayakların üstüne, Tahiyyatta iken dizlerine, secdede iken burnun iki yanına bakar. Sağa selam verince sağ omuza, sola selam verince sol omuza bakılır. Bunlar Adabdandır. Terki namazı bozmaz ve sehiv secdesi gerektirmez. Namaz tamamdır. Başka yerlere bakmak, gözleri yukarı dikmek mekruhtur. Gözlerini kapayarak daha huşuyla namazı kıldığını söyleyenin böyle yapması caizdir.
Kabe-i Muazzama’nın yanında namaz kılan kişinin Kabe’ye değil secde yerine bakması doğru olanıdır.
Soru:Vefat eden babamdan dolayı anneme ve bazı kardeşlerime devlet maaş bağladı ama bazılarımıza bağlamadı. Kardeşlerimiz varisler olarak maaşlarını bizimle paylaşmalı değiller mi?
Cevap:Babanın vefatından dolayı tahakkuk eden maaş mirasa mahal ( konu ) değildir, şahsidir.
Devlet maaş bağlayacağı yerleri mevzuatla kayıtlamış ve tadad etmiştir. Devlet, memuruna veya başka bir işte çalıştırdığı kimselere maaş verdiği gibi, çalıştırmadığı kimselere de maaş bağlayabilir.
Kanun kime hak tanımışsa onlar maaşı alırlar. Bundan dolayı maaş bağlanmayan kardeşler hukuken olduğu gibi, diyaneten de vefat eden babadan dolayı anneye ve bazı kardeşlere bağlanmış olan maaşa hak sahibi olmazlar.
Soru:Çocukları olmayan eşlerin, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmaları caiz midir?
Cevap:Evet, caizdir ama şartları vardır. Her şeyden önce bu uygulama taşıyıcı annelik şeklinde olmamalı, evli / nikahlı eşler arasında olmalıdır. Taşıyıcı annelik caiz değildir. Yani çocuğun oluşumu bizzat nikahlı kocanın kendi hanımında olmalıdır. İster yakın akraba, ister yabancı birinin rahminde olsun bu uygulamayı yapmak caiz değildir. Sperm ve yumurtanın nikah akdi olan çiftlerin, kendisine ait olması şarttır, farzdır.Bu unsurların nikahsız, yabancılardan alınarak uygulanması kesinlikle haramdır.
Soru:Çok sevdiğim, yakın dostum İstanbul’da salgın hastalıktan dolayı vefat etti. Ben Erzurum’da yaşıyorum. İçinde bulunduğumuz hassas dönem nedeniyle cenaze namazına katılamadım. Erzurum’da gıyaben cenaze namazı kılabilir miyim?
Cevap:Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Hazır bulunan cenaze için kılınır. Ancak Şafii alimlerimiz (Allah onlardan razı olsun) gıyaben cenaze namazı kılmayı caiz görmüşlerdir.
Salgın hastalık döneminde zaruret vardır. Yani cenaze hazır bulunmasa da; bulunduğunuz yerden, gıyaben, abdestli ve kıbleye dönerek cenaze namazını kılmanız caizdir.
Soru:Kardeşleri olan fakat öz çocuğu olmayan bir kişi bakımını üstlenip büyüttüğü kız veya erkeğe bütün malını öldükten sonrası için vasiyyet edebilir mi?
Cevap:Dinimizde kimlerin varis olduğu, kimlerin olmadığı tek tek açıklanmıştır. Duruma göre kardeşler de varistir. Zaten varislere vasiyyet caiz değildir. Kendi çocuğu olmayan, (babası-annesi başkası olan) bakıp – büyüttüğü şahsa kendisinin ölümünden sonrası için vasiyyet edebilir. Ama bu malın üçte birini geçemez. Geri kalan, varislerin hakkıdır. Bu hakkı Allah ( cc ) vermiştir.
Kişi hayatta iken mülkünü tasarrufta muhayyerdir. (serbesttir.) Varislere karşı adaletli olmak kaydıyla, malını ölmeden önce, yetiştirdiği kişinin mülkiyetine geçirebilir. O zaman varisler karışamaz.
Soru : Eli bilekten alçıda olan özürlü birisi imamlık yapabilir mi?
Cevap : Fıkhi bir tabir olarak ibadette sahibi özür; devamlı burundan kan akıntısı, devamlı idrar kaçırma, devamlı yellenme, yaranın sürekli akması vb. bir bedeni özrün tam bir namaz vakti, abdest alıp namaz kılacak kadar bile olsa kesilmeden devam etmesi ve bu durumun, takip eden her namaz vaktinde en az bir defa da olsa tekrarlanmasıdır. Bu şekilde özürlü olan bir kişi beş vakit namaz için her bir vakitte ayrı ayrı abdest almalıdır. Bu kimse aynı zamanda sağlıklı kişilerden oluşan cemaate de imamlık yapamaz.
Fakat herhangi bir uzvunda alçı, sargı, v.b. bir durumu olan kimse ise fıkıhtaki sahibi özür gibi değildir. Alçılı kimse alçılı olan uzvun üzerini mesh ederek aldığı abdest ile ( bozulmadıkca ) birden fazla vakit namazı kılabileceği gibi cemaate de imamlık yapması caizdir.
Soru: Adak Kurbanını kimler yiyemez?
Cevap:1. Adayan ve adayanın usul ve furu ( baba, anne, dede, nine yukarıya doğru… ve oğul, kız, torunlar, aşağıya doğru…)
- Zenginler.
Yurtlara, Kuran Kurslarına vb. yerlere verilen adak kurbanlarından yapılan yemeği maddi durumları iyi olan yönetici, öğretici vb. yiyemez.
Bu iki sınıf bilmeden yerse yediğinin kıymetini fakirlere vermelidir. Bilerek yerse günah işlemiş olur. Hem kıymetini vermek ve hem de tövbe istiğfar etmek gerekir. Bir daha da yememelidir.
Soru:Miraç kandili hakkında bilmemiz gereken gerçeklerden bazıları nelerdir?
Cevap:- İsra ve Miraç hadisesi bir Mucizedir.
– İsra ayetle sabittir, miraç mütevatir hadislerle sabittir.
– İsra ve Miraç ruh ve beden beraber olmuştur.
– İsra Mucizesi Mekke-i Mükerreme’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs-ü Şerif’te bulunan Mescid-i Aksa’da gerçekleşmiştir.
– Miraç’dan Peygamber Efendimiz (sav) üç hediyeyle dönmüştür;
1- 5 vakit namaz,
2- Şirk koşmayanların tövbe etmeleri halinde bağışlanacakları,
3- Bakara Suresinin son iki ayeti.
– Peygamber Efendimiz Mescid-i Aksa’da diğer Peygamberlere namaz kıldırmıştır.
– İsra ve Miraç olayı inananların imanını kuvvetlendirmiştir.
Soru:Namazımın rekatlarında şüphe ediyorum. Ne yapmam gerekir?
Cevap:Evvela şu bilinmeli ki yerine getirdiğimiz ibadetler şüphelerden beri olmalıdır. Bir kimse, kıldığı namazın rekatlarının 1. rekat mı, 2. rekat mı olduğunda şüphe etse ve bu şüphe ömründe ilk defa meydana gelse o namazı yeniden kılması gerekir.
Bu kimse, rekat konusunda daha önce de şüpheye düştüyse kalben araştırma yapar ve karar verir. Namazı yeniden kılması gerekmez. Şüpheyle kıldığı namazların sonunda sehiv secdesi yapar. Namazı tamam olur.
Örnek; Zaman zaman rekat konusunda şüphe eden bir kimse, sabah namazını bir mi, iki mi kıldım diye şüphe etse ve kalben bir rekat kıldığına karar verse, ona bir rekat daha ekler ve sonunda sehiv secdesi yapar. Eğer kalben karar veremezse azını kabul eder ve bir rekat daha ekler. Yalnız 1. rekatta da tahiyyata oturur. Çünkü, iki rekat kılma ihtimali de vardır ve sehiv secdesiyle sabah namazını tamamlar.













