Soru:Ev almak için para biriktirdim. Ama henüz ev alamadım. Bu para için zekat vermem gerekir mi?
Cevap:Evet, gerekir. Evi veya arabası olmayan birisi ev veya araba almak için para biriktirmiş ve nisap miktarının da üzerindeyse ve herhangi bir yer ile de anlaşma yapmamışsa ve üzerinden de bir kameri yıl geçmişse zekatını vermesi farzdır.
Ancak ev veya araba satın almak isteyen biri, bir yerle sözlü veya yazılı anlaşma veya bağlantı yapmışsa o paranın zekatını vermesi gerekmez.
Soru: Fidye niçin verilir? Miktarı ne kadardır? Kaç kişiye verilir?
Cevap:İhtiyarlıktan veya iyileşme ümidi olmayan bir hastalıktan dolayı tutulamayan orucların ilerde kazası yapılamazsa bedel olarak fidyesi verilir. Eğer oruç tutacak sağlığa kavuşursa fidye vermiş olsa bile orucu tutması farzdır. Bu durumda verdiği fidye ise sadaka olur. Kişi fidye vermeden vefat ederse bıraktığı mirastan borçlar çıktıktan sonra geriye kalanın üçte biriyle ödenir. Yetmezse varislerin insafına kalmıştır. Fidyeyi verip vermemekde serbesttirler. Bu gibi işleri ölüm sonrasına bırakmamak gerekir. Ölüm her an gelebilir. Bu konuda vasiyet etmek iyi olur.
Bir fidye bir fitre miktarıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bulunan Din İşleri Yüksek Kurulu titiz bir çalışmayla, her yıl fitre miktarını tesbit eder. Fidye bir kişiye de birden fazla kişiyede verilebilir. Fidye, kendilerine zekat verilen fakirlere verilir.
Soru : Cemaate namaz kıldırıyorken abdestim bozuldu. Ne yapmam gerekirdi?
Cevap : Namaz kıldırıyorken abdesti bozulan bir imam hemen sanki burnu kanıyormuş gibi eliyle burnunu tutar ve arkasındakini yerine alır. Bunu ( mihraba geçirme fiilini ) ya işaretle veya elbisesinden tutarak yapar. Buna İstihlaf denir. Yerine geçirme işini sözlü yani konuşarak yapmak caiz değildir. Konuşarak yapmak hem İmamın hem de cemaatin namazını bozar.Bunun için İmamın hemen arkasına duranın imamlık yapacak ilme sahip olması çok iyi olur.Eğer imam birini yerine geçirmezse cemaatten biri geçer. Geçen kimse kalben imamlığa niyet eder.
Hiç kimse geçmezse ve abdesti bozulan imam da camiden çıkmışsa cemaatin namazı bozulur.
Soru: Abdest alırken çıplak ayaklarımızın üzerine mesh edebilir miyiz?
Cevap: Hayır. Çıplak ayak üzerine mesh etmek kesinlikle caiz değildir. Abdest alırken her iki ayağı da yıkamak farzdır. Ehl-i Sünnet alimleri ittifakla bu hükmü vermiştir. Bu hüküm “sübutu da delaleti de kat’i nass ile yani Ayet-i Kerime ve hadis-i şeriflerle sabittir.” Peygamber Efendimiz (sav)’in ve Sahabe-i Kiram (ra)’ın abdest alınca çıplak ayaklarını daima yıkaması mütevatiren yani aklen yalan söylemesi caiz olmayan, her asırda kalabalık gruplar tarafından Hz. Peygamber (sav) ‘den rivayet edilen, haklarında en ufak şüphe bulunmayan Hadis-i Şerif’lerdir. Kesin bilgi ifade ederler.
Soru:Kardeşleri olan fakat öz çocuğu olmayan bir kişi bakımını üstlenip büyüttüğü kız veya erkeğe bütün malını öldükten sonrası için vasiyyet edebilir mi?
Cevap:Dinimizde kimlerin varis olduğu, kimlerin olmadığı tek tek açıklanmıştır. Duruma göre kardeşler de varistir. Zaten varislere vasiyyet caiz değildir. Kendi çocuğu olmayan, (babası-annesi başkası olan) bakıp – büyüttüğü şahsa kendisinin ölümünden sonrası için vasiyyet edebilir. Ama bu malın üçte birini geçemez. Geri kalan, varislerin hakkıdır. Bu hakkı Allah ( cc ) vermiştir.
Kişi hayatta iken mülkünü tasarrufta muhayyerdir. (serbesttir.) Varislere karşı adaletli olmak kaydıyla, malını ölmeden önce, yetiştirdiği kişinin mülkiyetine geçirebilir. O zaman varisler karışamaz.
Ayrıca; Allah ve Rasulüne isyanla, günahla zamanını geçiren birine vasiyyet etmekte mekruhtur .
Soru: Cenaze namazında “sübhâneke’yi ve celle senâüke“ ile okuyoruz. Ama diğer namazlarda okumuyoruz. Niçin?
Cevap: Rükû ve secdeli namazlarda ayet-i kerîme ve en azından meşhûr hadis derecesinde olan hadis-i şeriflerden başka bir şey okunmaz. “ve celle senaüke” Ayet veya meşhûr hadis değildir. Beşer sözü olabilir. Beşer sözü normal namazlarda okunmaz. Manası: “senin övgün yücedir.”“Sübhaneke” bir tesbîhattır, duadır ve namazlarda okumak ibadettir.Cenaze namazı abdestsiz kılınması caiz olmayan ve ölü için duadan ibaret olan bir ibadettir.
Soru:Tanımadığım birinin cenaze namazına katıldım. Hocamız, “merhumu nasıl bilirsiniz?” diye sordu. Benim ne cevap vermem gerekir?
Cevap: Öncelikle Peygamber Efendimiz, “geriye borç bıraktı mı?” veya “borcu karşılayacak mal bıraktı mı?” sorularını sorardı.Fakat hocamızın , “mevtayı nasıl bilirsiniz?” sorusuna, eğer iyi birisi olarak tanıyorsak, “iyi, hayırlı biri olarak biliriz” diyelim. Eğer iyi ve hayırlı birisi olmadığını biliyorsanız, kötü biri olarak tanıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” diyin veya hiç bir şey söylemeyip, sükut ediniz. Çünkü bu bir şahitliktir. Eğer mevtayı tanımıyorsanız, “Allah rahmet eylesin” demek en doğrusu olur, inşaallah.
Soru : Zemzem suyuNedir , Ne anlamamı vardır ve Kim Bulmuştur. ?
Cevap : Allah Resûlü “Allah, İsmail’in anasına rahmet etsin! Şayet o, (suyun etrafını çevirmede) acele etmeseydi, zemzem, akan bir pınar olurdu.” (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 9) demişti zemzem suyunun hikâyesini anlatırken. Bu, aynı zamanda Hz. Hacer’in de hikâyesiydi. Hz. İbrahim hanımı Hacer’i ve oğlu İsmail’i Filistin’den getirip Mekke’ye yerleştirmişti. O zamanlar kimsenin yaşamadığı bu kızgın çölün ortasında kucağında bebeğiyle Rabbine emanetti Hz. Hacer. Günler sonra yanında getirdiği erzak ve su bitti. Oğlu susuzluktan kıvranıyordu toprağın üstünde. Onu öyle görmeye dayanamıyordu. Kalktı yakınındaki Safâ tepesine koştu. Etrafına baktı kimseyi göremedi. Sonra karşıdaki Merve tepesine koştu, yine kimse yoktu. Bu halde iki tepe arasında yedi defa gitti geldi. En son Merve’ye çıktığında bir ses işitti ve yardım istedi. Bunun üzerine bir melek göründü, topuğuyla (ya da kanadıyla) bulunduğu yeri kazdı ve nihayet bereketi günümüze kadar gelen zemzem suyu ortaya çıktı.













