Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Hatay Temsilcisi Mithat Kalaycıoğlu, yaklaşık bir ay önce yaşanan sel felaketinin ardından dile getirdikleri sorunların aradan geçen zamana rağmen çözüme kavuşmadığını belirterek, afet sonrası yardım uygulamalarında yaşanan ayrımcılığın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Kalaycıoğlu, 6 Şubat depremlerinin ardından toparlanmaya çalışan Hatay’ın geçtiğimiz ay da sel felaketiyle büyük zarar gördüğünü hatırlatarak, özellikle Antakya Armutlu Atatürk AVM Çarşısı’nda faaliyet gösteren çok sayıda iş yeri ve ofisin sular altında kaldığına dikkat çekti.
Kendisinin temsilciliğini yürüttüğü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hatay Temsilciliği ofisinin de selden ağır şekilde etkilendiğini belirten Kalaycıoğlu, ofisin sel afetinin ardından kullanılamadığını, masa, sandalye, oturma grupları, elektronik cihazlar ve büro ekipmanlarının ciddi hasar gördüğünü söyledi.
Sel felaketinin ardından yetkililer tarafından zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderileceğinin açıklandığını hatırlatan Kalaycıoğlu, ancak uygulamada bunun gerçekleşmediğini dile getirdi.
Yardımların yalnızca belirli işletme türlerini kapsadığını belirten Kalaycıoğlu, cemiyetlerin ve limited şirketlerin destek kapsamı dışında bırakıldığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Sel suyunun bastığı iş yerleri arasında nasıl bir ayrım yapılabilir? Aynı çamurun altında kalan insanların mağduriyetleri arasında ne fark var? Bir işletmenin zararı karşılanırken bir cemiyetin ya da limited şirketin zararının görmezden gelinmesi adalet duygusunu zedeliyor.”
Kalaycıoğlu, afetlerin ayrım gözetmediğini vurgulayarak, yardım mekanizmalarının da aynı anlayışla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Asıl Sorumluların da Hesap Vermesi Gerekiyor”
Yaşanan sel felaketinin yalnızca doğal afet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kalaycıoğlu, bölgedeki altyapı ve planlama eksikliklerinin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Bu çarşıyı vatandaşlara kim gösterdi? Bu alanların tahsisini kim yaptı? İnsanların burada faaliyet göstermesine kim izin verdi? Dere yataklarının önüne çekilen setler ve suyun doğal akışını engelleyen uygulamaların sorumluluğu kimde?” diye soran Kalaycıoğlu, yanlış planlamaların ardından vatandaşların mağdur edilmesinin kabul edilemeyeceğini dile getirdi.
“Aradan Bir Ay Geçti, Sorunlar Yerinde Sayıyor”
Sel felaketinin üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen mağduriyetlerin büyük ölçüde devam ettiğini belirten Kalaycıoğlu, Atatürk AVM Çarşısı’nda zarar gören çok sayıda esnaf, ofis sahibi ve sivil toplum kuruluşunun hâlâ destek beklediğini söyledi.
Vatandaşların devletten beklentisinin ayrımcılık değil adalet olduğunu vurgulayan Kalaycıoğlu, şöyle konuştu:
“Afet geldiğinde hepimiz aynı çamurun içinde kaldık. Ancak yardım dağıtılırken bazıları destek kapsamına alınırken bazıları dışarıda bırakıldı. Kabul edilemez olan da budur. Afetin mağduru arasında şirket türüne, kurum kimliğine ya da tabelasına göre ayrım yapılamaz.”
Kalaycıoğlu, maddi zararların zaman içerisinde telafi edilebileceğini ancak adaletsizlik duygusunun toplumda daha derin yaralar açacağını belirterek, yardım kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesini ve selden zarar gören tüm kişi, kurum ve işletmelerin eşit şekilde desteklenmesini istedi.
“Hatay’ın bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey ayrımcılık değil adalettir. Çünkü afetin ayrımı olmaz. Zarar gören herkesin mağduriyeti aynı hassasiyetle değerlendirilmelidir.” dedi.













