Adnan Arslan Hoca İle Soru Cevap

Adnan Arslan
Facebook
Twitter
WhatsApp

Soru:Cuma akşamları Yasin suresini okuyorum. Diyorlar ki; bu sevap olmaz ve kimseye bağışlayamazsın. Bu doğru mudur?

Cevap:Hayır, doğru değil. Tabiki Kur’an-ı Kerim, okuyalım, anlayalım ve hayatımızda gereklerini yerine getirelim diye inmiştir. Kur’an bizden kesinlikle Allah’a (cc) ve O’nun Resulü olan Muhammed Mustafa’ya (sav) itaat etmemizi istemekte, hatta emretmektedir.

Okuduğumuzda her harfine 10 sevap verilen Yasin-i Şerif’ten ve diğer surelerden hasıl olan sevabı diriye de, ölüye de bağışlamak caizdir.

Yalnız, cuma gecesi ve gündüzü, dinimiz Yasin Suresini değil Kehf Suresini okumayı tavsiye etmektedir. Peygamber Efendimiz Cuma günleri kendisi bizzat bu sureyi okumuş ve bizlere de okumamızı buyurmuştur.

Soru:Gerekmesi halinde namaz sonunda sehiv secdesini nasıl yapmalıyız?

Cevap:Sehven yani unutarak, yanılarak veya hataen  namazın farzlarından birinde geciktirme olursa veya namazın vaciplerinden birini terk etme veya geciktirme olursa bu noksanlık namaz sonunda iki secde ile o namazı tamam kılar. Buna sehiv secdesi denir. Sehiv secdesi şöyle yapılır;

eğer yalnız namaz kılan ise şehadetten sonra salli / barik’ten önce sağa / sola selam verir, iki secde yapar ve yeniden tahiyyat, salli, barik, rabbena dualarını okur ve tekrar selamla namazını tamamlamış olur.

Eğer imam ise yalnız sağa selam verir ve münferidin (yalnız kılanın ) yaptıklarını yapar. Böylece imamın da cemaatin de namazı tamamlanmış olur.

Namazın vaciplerini kasden terk etmek tahrimen mekruhtur. kasden terk edenin namazı yeniden kılması vacibdir.

Soru: Seferde kazaya kalan dört rekatlık namaz mukimlik halinde kaç rekat olarak kılınır?

Cevap: Seferde kazaya kalan dört rekatlı namaz, ister seferilik halinde, ister mukimlik halinde kaza edilsin iki rekat olarak kılınır. Bunun tersi mukimlik halinde kazaya kalan dört rekatlı namaz, ister seferilik halinde, ister mukimlik halinde olsun dört rekat olarak kaza edilmesi gerekir. Mazeret olmaksızın bir namazı kazaya bırakmak büyük günahtır. Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Fakat geciktirilmesinden dolayı işlenilen günahların af edilmesi için tevbe ve İstiğfar etmek gerekir.

Soru: Çalışan bir kimsenin örneğin; iş yeri Ankara’da evi ise Adana’dadır. Bu kimse işinde iken seferi midir?

Cevap: Evi Adana’da olduğu için Ankara’ya gidiyorken Adana evlerinin bitiminden itibaren Ankara evlerinin başlangıcına kadar seferidir.( Büyükşehirlerde İlçe Sınırları Ölçüdür.)

Ankara’da maaşını aldığı ve iş yerinin olduğu yerde 3-5-7-14  gece otel veya misafirhane vb. yerlerde kalıyorsa seferidir. Çalıştığı yerde kendi evi yok ise sadece ücretini almakla mukim olmaz. Ancak 15 gece ve üzeri Ankara’da ise mukim olur.

Soru: Cenaze  sol tarafına yatırılmışsa ve kabir de tamamen kapatılmışsa  yeniden kabri açmak gerekir mi?

Cevap:Hayır, kabir bundan dolayı açılmaz. Yani ölü yanlışlıkla sol yanı üzerine yatırılmış ve kabri de kapatılmış ise, sağ yanına yatırmak için kabri yeniden açmak mekruhtur.

Hatta cenazenin yüzü kıbleye çevrilmemişse de kabir açılmaz.

Ancak kabrin toprağı henüz atılmadan anlaşılırsa tekrar kabre inilir ve ölü, sünnet üzere kıbleye doğru sağ yanına yatırılıp, yüzü de kıbleye çevirilir.

Zaruret halinde ( otopsi vb. ) kabri açmak caizdir.

Soru:Nikahım kıyılırken mehir konusu hiç konuşulmadı.

Eşim, bana neye göre mehir vermelidir?

Cevap:Erkeğin evleneceği hanımefendiye mehir vermesini Allah (cc) vacib kılmıştır. Mehir; erkeğin evleneceği eşine vermesi gereken para veya mala denir. Nikahın rükn veya şartlarından değildir. Nikah esnasında kararlaştırılmamış dahi olsa kadının hakkıdır. Nikah akdi gecerlidir.Böyle nikah kıyılıyorken belirlenmeyen mehre “ mehr i misil “ denir. Mehrin en azı on dirhem yani iki kurbanlık koyun bedelidir. En çoğu için sınır yoktur. Çünkü mehir kadın için mali güvencedir. Mehr i misil, kadının baba tarafından akrabalarının mehri ölçü alınarak verilmelidir. Kadının, kız kardeşleri, halaları, hala kızları gibi akranları için tesbit edilen miktar verilir.

Kadın isterse, kendi rızasıyla, mehir hakkının bir kısmından veya tamamından vaz geçebilir.

Soru:Safer ayı uğursuz bir aydır, deniliyor. Bu anlayış dinimizde doğru mudur?

Cevap: Hayır, doğru değildir. Dinimizde Hicri ayların sayısı on ikidir ve hepsi Allah Teala’nın aylarıdır. Yine dinimizde ayların uğursuzluğu söz konusu değildir. Safer ayının fitne, fesat, bela ve musibet ayı olarak düşünülmesi ise İslam öncesine dayanır. Cahiliye döneminin bir çok hurafe düşünceleri arasında safer ayının uğursuzluğu da vardır.

İbadetlerimize diğer aylarda dikkat ettiğimiz gibi bu ayda da dikkat ederiz.

Soru:Marketlerin müşterilerine verdiği çekiliş kuponuna çıkan hediye caiz midir?

Cevap:Market ve mağaza sahipleri müşterilerine çekiliş kuponlarını hediye olarak verebilir. Bu kuponlar,  parayla satılmaz ve alış-verişi etkilemez ise  çekilişte çıkan hediyeyi almak caizdir. Çünkü müşterilerin bazısı kar edip, bazısı zarar etmez.

Eğer kupon parayla alınırsa veya bazı müşteriler zarara uğrarsa bu çekiliş kumar olur.

İlgili Haberler

Puan Durumu