Dijital çağın baş döndürücü hızla ilerlediği, ekranların hayatın merkezine yerleştiği günümüzde, el emeğine dayalı sanatlar sessiz ama dirençli bir yolculuk sürdürüyor.

Sabırla yoğrulan, zamanla olgunlaşan ve ustalıkla anlam kazanan geleneksel sanat dalları, yalnızca bir üretim biçimi değil; aynı zamanda kültürel hafızanın yaşayan tanıkları olarak varlığını koruyor. Bu kadim sanatlar arasında yer alan filografi ve String Art, ahşap, çivi ve tellerin incelikli uyumuyla izleyeni geçmişle bugün arasında estetik bir yolculuğa çıkarıyor.
Hatay’da filografi ve String Art denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan Alev Konç, Antakya’daki Kültür ve Sanat Çarşısı’ndaki atölyesinde bu yolculuğun sessiz rehberliğini üstleniyor. Tellerin sabırla gerildiği, çivilerin ritmik bir düzenle ahşaba tutunduğu eserler, yalnızca bir görsel sunmuyor; aynı zamanda emeğin, bekleyişin ve iç disiplinin izlerini taşıyor.

Konç, kökleri Osmanlı dönemine uzanan filografinin, yalnızca teknik bir sanat değil, bir sabır terbiyesi olduğunu vurguluyor. Unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı geleceğe taşımayı bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getiren sanatçı, Antakya’da filografi kursları açarak bu geleneği yeni nesillerle buluşturmayı hedefliyor.
Filografinin yanı sıra String Art (İplik Sanatı) alanındaki çalışmalarıyla da dikkat çeken Alev Konç, bu alanda Hatay’ın tek sanatçısı olarak öne çıkıyor. Çiviler arasından ustalıkla dolaşan ipler, ışık ve gölgeyle buluşarak portrelerde neredeyse fotoğraf etkisi yaratan bir gerçeklik sunuyor. Özellikle gerçekçi portre çalışmaları, izleyeni eserin karşısında durmaya ve detaylarda kaybolmaya davet ediyor.
Antakya’daki 53 numaralı atölyesinde üretimini sürdüren Alev Konç, sanatseverleri bu sessiz emeğe tanıklık etmeye çağırıyor. Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel sanatlar, onun gibi ustaların ellerinde yalnızca yaşatılmıyor; yeniden anlam kazanarak bugünün dünyasında kendine sağlam bir yer ediniyor.
















