Soru:Yazın tarlalarımızdaki ekinleri biçer mahsulü kaldırırız. İkinci bir ürün almak için biçilen mahsulün anız denilen saplarını yakarız. Bu yakma işi dinimizde caiz midir?
Cevap:Ateşle azab etmek, ateşin yaratıcısı olan Allah ( cc )’tan başka hiç kimse için meşru değildir. İnsan için canlıyı yakmak caiz değildir. Bunun için ne olursa olsun anız yakmak haramdır. Günahtır. Karınca gibi milyonlarca yerin üstünde ve altında yaşayan bir çok canlı yanmaktadır. Ayrıca hava kirliliği yaparak kul hakkına da girilmektedir.Bunu yapanların dünyada da, ahirette de halleri iyi olmaz.
Ancak cuma gece ve günleri sünnet olan Kehf Suresini okumaktır. Peygamber Efendimizin kendisi fiili olarak cuma günleri Kehf Suresini okurdu ve kavli olarak da bu sureyi okumamızı buyurmuşlardır. Yasin Suresi okunmasın, denilemez ama tavsiye edilen Kehf Suresini okumaktır.
Soru:Çok sevdiğim, yakın dostum İstanbul’da salgın hastalıktan dolayı vefat etti. Ben Hatay’da yaşıyorum. İçinde bulunduğumuz hassas dönem nedeniyle cenaze namazına katılamadım. Hatay’da gıyaben cenaze namazı kılabilir miyim?
Cevap:Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Hazır bulunan cenaze için kılınır. Ancak Şafii alimlerimiz (Allah onlardan razı olsun) gıyaben cenaze namazı kılmayı caiz görmüşlerdir.
Soru: Cenaze Namazını ayakkabılarla kılabilir miyim?
Cevap: Evet, kılabilirsiniz. Bir şartla; namaza engel olan pisliklerden temiz olması kaydıyla. Sadece cenaze namazında değil bütün namazlar ve secdelerde (tilavet, şükür secdesi gibi. ) bedenimizin, elbisemizin, ayakkabılarımızın ve namaz kılacağımız yerin pisliklerden temiz olması farzdır. Fıkıhta buna “necasetten taharet”denir.Ancak, ayakkabının altında veya bastığı yerde namazlara engel pislik varsa o ayakkabılarla, giyili oldukları halde, namaz kılınmaz. Ayaklar ayakkabıdan çıkarılır ve ayakkabının temiz olan üzerine basarak cenaze namazı kılınır.
Soru: Cenaze namazında “sübhâneke’yi ve celle senâüke“ ile okuyoruz. Ama diğer namazlarda okumuyoruz. Niçin?
Cevap: Rükû ve secdeli namazlarda ayet-i kerîme ve en azından meşhûr hadis derecesinde olan hadis-i şeriflerden başka bir şey okunmaz. “ve celle senaüke” Ayet veya meşhûr hadis değildir. Beşer sözü olabilir. Beşer sözü normal namazlarda okunmaz. Manası: “senin övgün yücedir.”“Sübhaneke” bir tesbîhattır, duadır ve namazlarda okumak ibadettir.Cenaze namazı abdestsiz kılınması caiz olmayan ve ölü için duadan ibaret olan bir ibadettir.
Soru:Geçmiş yıllarda kılamadığım namazlarımı kılmak istiyorum. Nasıl niyet etmem gerekir?
Cevap:Namazı kazaya bırakmak büyük günahlardandır. Ölmeden önce pişmanlık duyarak, tövbe ve istiğfar edip, geçmişte kılınmayan beş vakit farz namazları kaza etmek farzdır. Vitir namazını kaza etmek ise vacibdir. Hayatımız çok kısadır. Hem kullara ve hem de Allah’a olan borcumuzu bir an evvel ödemeliyiz. Niyet; “Niyet ettim Allah rızası için ilk (veya son) kazaya kalan sabah (veya öğlen, ikindi, akşam, yatsı) namazının farzını kılmaya.“ veya “ Niyet ettim Allah rızası için en son kazaya kalan vitir vacip namazını kılmaya.” diyerek yapılır.Kaç yıl kazaya kaldığını kendisi galip zannıyla karar verir ve her vakit namazının peşine bir kaza namazı kılabilir. Veya kısa zaman içinde borçlarını bitirebilir.
Soru:Kuyumcudan 6 ay taksitle altın alacağım.Fakat peşin fiyatindan daha pahalı oluyor.Bu 6 ay taksitle daha pahalıya alacağım altın, faize girer mi?
Cevap:Evet, tamamen faiz olur. Altın taksitle satılmaz ve alınmaz. Yeden biyed’dir. Yani, ben altını sattım, ben de hemen kıymetini verdim ve aldım, demektir. Bu altının ticari alış-verişidir. O mecliste kıymeti ne kadar ise vermek ve altını almak gerekir. Yoksa “altını alayım parasını bir saat veya bir gün veya bir ay… sonra veririm” diyerek akit yapmak caiz değildir.
Soru:Nikahım kıyılırken mehir konusu hiç konuşulmadı. Eşim, bana neye göre mehir vermelidir?
Cevap:Erkeğin evleneceği hanımefendiye mehir vermesini Allah (cc) vacib kılmıştır. Mehir; erkeğin evleneceği eşine vermesi gereken para veya mala denir. Nikahın rükn veya şartlarından değildir. Nikah esnasında kararlaştırılmamış dahi olsa kadının hakkıdır. Nikah akdi gecerlidir.Böyle nikah kıyılıyorken belirlenmeyen mehre “ mehr i misil “ denir. Mehrin en azı on dirhem yani iki kurbanlık koyun bedelidir. En çoğu için sınır yoktur. Çünkü mehir kadın için mali güvencedir. Mehr i misil, kadının baba tarafından akrabalarının mehri ölçü alınarak verilmelidir. Kadının, kız kardeşleri, halaları, hala kızları gibi akranları için tesbit edilen miktar verilir.
Soru: İki kişi kendi aralarında iddiaya girerek birinin diğerine para vb. bir şey vermesi caiz midir?
Cevap: Karşılıklı bahis ve iddialaşmak gibi oyunlar kumar sayılmaktadır. Örneğin, iki kişi yarışa çıkmadan önce birisi diğerine: “Eğer beni geçersen sana şu kadar vereceğim, şayet ben seni geçersem bana şu kadar vereceksin.” derse böyle bir iddia kumara girer. Ancak tek taraflı olursa bu caiz olur. Yani, taraflardan birisi diğerine: “Beni geçersen sana şu kadar para vereceğim. Fakat ben seni geçersem sen bana bir şey verme.” der ve anlaşırlarsa böyle bir iddia meşrudur. Bu parayı alan kimsenin onu kullanması caizdir.İddiasına halı saha maçları vb. maçlar yapmakta böyledir. Yani yenilen taraf parasını ödesin iddiasıyla oynamak da kumara girer.
Soru:Düğünde eşimin verdiği mehri, araba alması için ona verdim. Geri istiyorum, vermiyor. Bu benim hakkım değil mi?
Cevap:Dinimizde mehir kadının hakkıdır. Mehrin tamamını veya bir kısmını kocasına hibe edebilir. Koca mehri kabz edince (tamamen teslim alınca) geri dönüşü olmaz. Kadının bu hibesinden vazgeçme hakkı yoktur.Siz eşinize araba alması için mehrinizi borç mu verdiniz yoksa hibe mi ettiniz? Tabi bu ve bunun gibi konuları muallakta (askıda) bırakmamak gerekir. Eğer borç verdiyseniz, eşinizin, istediğiniz zaman borcunu size ödemesi farzdır. Yok hibe ettiyseniz eşiniz vermeyebilir.Koca da kabul ettikten sonra hibeden dönüş olmaz.













