Soru:Arkadaşım namaz kılmaya karar verdi. Ama hiç bir ayet ve dua bilmiyor. Namaz kılmalı mıdır ve nasıl kılmalıdır?
Cevap:Evet, kılmalıdır. Hiç bir ayet ve dua ezberinde değilse bile kılmalıdır. Namazın sevabından ve lezzetinden mahrum olmamalıdır. Çünkü kul hiç bir dünyevi şeyin karşısında eğilmez ama namazda alnını ayakları hizasına koyar ve “ Allah (cc ) “ der. Secde kulun yaradanına en yakın olduğu andır. Adeta kulun: “ Allahım sen o kadar büyüksün ki, ben o kadar küçüğüm ki, küçüklüğümün ifadesi alnımı ayaklarım hizasın koyuyorum. Ne olur beni affet…” dediği ve mutlu olduğu zamandır.Evvela temizliğe dikkat eder, boy abdesti ve namaz abdesti almayı öğrenir. Namazın her bölümünde hiç bir şey bilmediği için “ Allah, Allah, Allah…” der ve namazını kılar. Elinden geldiğince İmam arkasında cemaat olup namazını kılar. Bu arada Fatiha’yı, İhlası,Ettehiyyatü’yü vs. yavaş yavaş öğrenir.Ama namazını ihmal etmez. Çünkü her büluğ çağına erene Allah’ın emridir.
Soru:Doktorlar bebeğimin sakat olarak dünyaya geleceğini söylüyorlar. Kürtaj yaptırabilir miyim?
Cevap :Gebeliğin sürmesi, doktorların kararıyla, annenin hayati tehlikesinin olabileceğini ortaya koyuyor ise bebeğin alınması caizdir. Hatta anneyi kurtarmak için bu gereklidir.
Bunun dışında kürtaj asla caiz değildir. Allah(cc) biz kullarını bu dünyaya imtihan gayesiyle göndermiştir. Doğacak çocuk engelli de olsa onun da hayat hakkı vardır. Belki de bu çocuk anne-babasının cenneti kazanma vesilesi olacaktır. Kaldı ki bir çocuğun hayırlı evlat olup-olmamasının engelli veya sağlıklı olmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Engelli bir çocuk sağlıklı bir çocuktan daha hayırlı bir evlat olabilir.
Soru:Banyoda klozetin bulunması, aynı ortamda bulunan küvet veya duşakabinde gusül abdesti yahut orada bulunan lavaboda abdest almaya engel midir?
Cevap: İslam da temizlik çok önemlidir. Örneğin; namaz ibadeti için necasetten taharet şart kılınmıştır. Dolayısıyla müslümanın her an necasetten sakınması gerekmektedir.Bu yüzden abdest aldığımız yer necasetten (pislikten) temiz olmalıdır. O sebeple alaturka tuvaletin bulunduğu yerde, zaruret olmadıkça, boy abdesti veya normal abdest almak uygun değildir. Ama mecbur kalınca necasete dikkat ederek abdest alınabilir.Banyoda duşakabin, klozet ve lavabonun olması durumunda ise orada abdest veya boy abdesti (gusül) almak caizdir.
Soru : Nisab üzeri malımızın üzerinden bir yıl geçtikten ve zekat farz olduktan sonra iflas etse ( zayi olsa ) zekat gerekir mi?
Cevap : Bir malda zekat borcu oluştuktan sonra, bu malın aslı, daha zekatı ödenmeden önce çalınsa, kaybolsa, gasbedilse veya şahsın iflas etmesi gibi bir yolla zayi olsa; şahıs ister ödeme imkanına sahip olsun, isterse de olmasın, zekat borcu onun zimmetinden düşer. Yani zekat vermesi gerekmez. Fakat bu malı bağış, hibe yaparsa zekat borcu düşmez.Yani zekâtını vermesi gerekir. Yine malının zekatını vermek farz olduktan sonra bir ev alsa zekatını vermesi farzdır. Zaten zekat tahakkuk etmeden ev alsa veya tasarrufta bulunsa zekat gerekmez.Fakat zekat farz olduktan sonra dağıtılması gereken kısmı ( malın aslı değil ) helak olsa, o zaman zekatı vermek gerekir.
Soru:Namaz kılıyorken zamm-ı surelerden önce besmele okumak gerekir mi?
Cevap:Hayır, gerekmez. Besmele, her namazda sübhaneke okunan yerlerden sonra ve her rekatta okunan fatihadan önce okumak sünnettir, Şafii mezhebine göre ise okumak farzdır.Ayrıca zamm-ı surelerden önce besmele okunmaz. Yani sübhaneke okunan yerlerde;sübhaneke – euzu- besmele- fatiha-amin-zamm-ı sure ve rüku… Şafii mezhebine göre ise Fatiha ve zamm-ı sürelerden önce besmele çekmek gerekir.Diğer rekatların hepsindeki ( tabii zamm-ı sure okunan yerlere göre ) sıra; besmele-fatiha-amin-zamm-ı sure ve rüku…
Soru:Kur’an-ı Kerim mana olarak Allah’a, lafız olarak Hz. Peygamberimiz (sav)‘e ait olduğunu iddia edenler var. Bu bilgi doğru mudur? İçindeki kıssalar için ne dersiniz?
Cevap:Hâşâ, asla bu iddia doğru değildir.Kur’an-ı Kerim’in manası da lafzı da Allah’a aittir.Bu konuda bir çok Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif bulunmaktadır. “Lafzı Muhammed’e aittir” sözü oryantalistlerin (Doğubilimci) ve onlara tabi olanların uydurması ve iftirasıdır. Mekkeli müşrikler bunu söylemediler ama tarih sahnesinde Kur’an-ı Kerim’e karşı savaş açanlar bu iddialarda bulunmuşlardır. Ama Kuran’ın indireni de kıyamete kadar koruyanı da Allah’tır (cc).Kelamullahtır.
Kur’an-ı Kerim mucizedir. Tek harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. İçinde geçen kıssalar da gerçekten hepsi yaşanmış, hakikati olan kıssalardır. Her birisi Peygamberimiz (sav) için teselli, bizim için ayrı ayrı ibretlik hayatlardır.Bu imani bir konudur. Biz buna böyle iman ettik.
Soru: Ben alacaklıyım. Borç verdiğim şahıs borcunu bana ödeyemiyor. Bu alacağımı zekatıma sayabilir miyim?
Cevap: Zekatın geçerli olmasının şartlarından birisi “ niyet etmek”, diğeri ise “ temlik “ yani zekat malını fakirin kendisine teslim etmektir. (Bundan dolayıdır ki toplu yemek vermeler zekata sayılmaz. ) Bir kimse birine borç verse bir saat veya bir gün sonra verdiği borcu zekata sayabilmesi için o malın o anda harcanmamış olup, borçlunun elinde bulunması gerekir ki kişi zekatına niyet edebilsin.Eğer harcamışsa zekata sayılamaz. Caiz olmaz. Zekatta menfaat beklenmez. Borcu ödeyemeyen kimseden parayı kurtarmak için zekata saymak ne niyet şartına ve ne de temlik şartına uymaz. Ama kişi kendisine borcu olan şahsa zekatını verebilir. Bununla borçlu borcunu öder, işte bu caizdir.
Soru:Adak kurbanını düğün yemeği olarak kullanabilir miyiz?
Cevap:Hayır, caiz değildir. Çünkü düğün yemeği ( velime ) verilen misafirlerin arasında fakirler olduğu gibi zenginler de olabilir.Adak kurbanını kesen kimsenin usul ve furu’ u ( baba, anne, dede, nine, çocukları ve torunları ) yiyemeyeceği gibi zenginler de yiyemez.Bu adak kurbanımızı hiçbir menfaat beklemeden, tamamen fakirlere dağıtmak vaciptir.
—













