Mücadele Etmek…

Samim Kayıkçı
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp

Doğduğun coğrafya hayatının geri kalanı için en belirleyici faktördür. İnsan yaşadığı ya da yaşayacağı coğrafyayı seçemez çoğu zaman. Bir evde doğar, aile ve komşularının ve bir de kamu kurumlarının kalitesi yaşam kalitesini belirler. Bazen el üstünde tutulursun. Bazen çocuk yaşta çalışmak zorunda kalırsın.

Kendi kararlarını verecek yaşa geldiğinde ve başka bir yerde yaşam kurmak istediğinde, bazen sevgiden, bazen korkudan bazen de çaresizlikten gidemezsin. Bazen yaşadığın yeri bırakıp gitmeye cesaret edemezsin. Bazen alışkanlıklar ve kabullenmişlik buna engel olur. Bir köy, bir mahalle ya da bir şehir… Çoğu insan, koca bir ömrü mutsuz bir şekilde aynı yerde tamamlar.

Elbette yaşadığı coğrafya insanın kaderidir ama aynı zamanda insan yaşadığı coğrafyanın kaderini belirler. Az gelişmiş ülkelerde insanlar doğalarını olabildiğince tahrip eder, yaşamlarını olabildiğince kalitesizleştirirler. Bazen bu sadece kendilerine zarar verir. Fakat küreselleşen dünyada artık her şey birbiriyle bağlantılı. Amazon Ormanları öylesine büyük bir şekilde tahrip edildi ki bu dünyanın her yerinde hayatı etkiliyor. Gelişmiş ülkelerde fosil yakıt tüketimi o kadar fazla ki bu koca dünyanın iklimini değiştirdi. İklim krizi her coğrafyayı, her halkı bir şekilde etkiliyor ve etkilemeye devam edecek. Bir ülkenin başka bir ülkenin zenginliklerini sömürmesi kendine refah, sömürdüğü ülkeye açlık ve sefalet getiriyor. Bugün, Batı Dünyası, Ortadoğu ülkelerinin petrol zenginliğini sömürüyor. Onlar refah içindeyken, Ortadoğu coğrafyası kan revan içinde. Bu durum en çok bizi etkiliyor. Ülkemiz bir taraftan mülteci akınıyla diğer taraftan Ortadoğu ülkelerine yaptığı ticaretin azalması nedeniyle sosyolojik ve ekonomik olarak büyük bedeller ödemek zorunda kalıyor.

Komşu ülke Suriye’de yaşanan ve çok uzun bir süredir devam eden savaş nedeniyle güzel şehrimiz Hatay çok büyük bir mülteci akınına uğradı. Öyle ki bazı ilçelerde mülteci nüfusu yerli nüfusu geçti. Suriye savaşı, mülteciler ve yüksek enflasyonun yarattığı olumsuz koşullara deprem felaketinin çok büyük yıkıcı etkisi eklenince, doğup, büyüyüp, yaşadığımız ve kendimizi çok şanslı hissettiğimiz Hatay ili tamamen yaşanmaz bir şehir halini aldı.

Şehir nüfusunun bir kısmı göç etti. Gidenlerin de, kalanların da büyük bir kısmı zor bir hayat sürüyor. Kalanlara zor bir hayat sürmekle birlikte şehrin yeniden ayağa kaldırılması konusunda büyük bir sorumluluk düşüyor. Şehrin inşası, ekonomi, üretim, eğitim, sağlık, altyapı, bilim, sanat ve edebiyat. Kadim şehrimizin hemen her alanda herkesin katkısına ihtiyacı var. Her bir insanın ihtiyaç duyulan her bir konuda küçük ya da büyük her bir katkısı önemlidir.

Şimdilerde çok büyük yaralar alan ve ortak bir kaderi paylaştığımız bu eşsiz coğrafyaya büyük bir borcumuz var. Gelecek mutlu ve güzel günler için, birbirimizle uyum içerisinde, birbirimizi destekleyerek, mücadele etmek zorundayız. Bugüne kadar güzel kaderimiz olan bu kadim şehrin güzel kaderi olmak için elimizden geleni yapmalıyız. Başka Hatay yok.

 

 

 

 

 

İlgili Haberler

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on tumblr
Share on email
Puan Durumu